Ev Arkadaşımın Türbanlı Annesi – 6

Sokağın ucuna geldiğimizde kalabalık da azalmıştı. Meryem Hanım benden yana dönüp, “Benim karnım acıktı, sen acıkmadın mı daha?” diye sordu. Ellerimi montumun cebine sokup aşağı çekiştirdim. Yarağım sertliğini koruyordu halen, etraftan fark edilmesini istemiyordum. “Şey, acıktım, ne yiyelim?” dedim heyecanla. “Ben dışarda yemek yemeyi sevmiyorum, eve gidelim. Hem buralar çok kalabalık. Güzel bir köfte yaparım sana, Cemil de çok sever!” deyince, “Olur ama siz alışveriş yapacağınızı söylemiştiniz?” dedim. “Çok kalabalık buralar, alacaklarım da önemli şeyler değil zaten…” diyerek yanıtlayınca, “İyi tamam o zaman!” dedim karşılığında.

Erkenden eve gidecek olmanın heyecanıyla yarağım yeniden hareketlendi. Cemil evde yoktu, ne zaman geleceği de belli değildi. Evde baş başa olacaktık. Acaba Meryem Hanım bunun için mi erkenden eve gitmek istiyordu. Heyecanla yutkundum. Bir süre yan yana sessizce yürüdük. Meryem Hanımın yüzünde gene belli belirsiz bir gülümseme vardı. Siyah topuklu ayakkabılarının çıkardığı sesleri etraftaki gürültü kalabalığına rağmen duyuyordum. Ara ara yan gözle ona bakarken onun da bana baktığını fark ediyordum.

Sonrasında bir taksiye atladık. Meryem Hanım ısrarlarıma rağmen taksinin parasını yine kendisi ödedi. Aşağı caddede inmiştik. Bizim sokağa doğru giderken, “Bana Meryem Hanım deme bundan sonra, çok resmi oluyor böyle, kendimi garip hissediyorum. Abla dersen yeterli!” dedi gülümseyerek. “Tamam, öyle olsun!” dedim kibarca.

Binadan içeri girip merdivenlere yönelirken elektrik düğmesine bastım ama yanmadı, elektrikler yoktu. Bina eski olduğu için elektrik tesisatında zaman zaman böyle sıkıntılar oluyordu. “Az bekle abla!” dedim ve telefonumun ışığını açtım.

Meryem Hanım önümden basamakları tek tek inerken ben de ona ışık tutuyordum. Siyah pardesüsünün eteklerini kaldırmış düşmemek için dikkatle adım atıyordu. Çoğunlukla önünden ziyade götünü aydınlatıyordum. Pardesünün altındaki dolgun götünün sallanışlarını izlerken yarağım sertleşiyordu.

İki katı inip de dairenin girişine geldiğimizde Meryem Hanım, “Uhh, çok şükür gelebildik!” dedi gülümseyerek. Telefonun ışığı kapının önündeki küçük holü aydınlatıyordu. Cebimden anahtarı çıkardım ama anahtarı deliğe sokmaya çalışırken heyecandan titreyen elimden kayıp düştü. Meryem Hanım, “Nereye düştü bu?” dedi ve eğilip anahtarı aramaya başladı birden.

Tam önümde eğilmiş bir elinde siyah çantasını tutarken diğeriyle de anahtarı arıyordu. Ben de telefonun ışığı ile ona yardımcı olmaya çalışıyordum. Bu haldeyken dolgun götü pardesünün altında davul gibi şişkin görünüyordu. Anahtarı arama bahanesiyle domalmış, götünü sağa sola sallıyordu. Sonunda, “Hah, buldum!” dedi ve elinde anahtarla doğruldu. Artık duracak, bekleyecek sabrım kalmamıştı. Telefonun ışığını kapadım, ortalık zifiri karanlığa gömülürken birden kollarından tutup çektim kendime ve yüzünü, dudaklarını öpmeye başladım.

Meryem Hanım beni itmeye çalışırken ben onu daha sıkı tutuyordum. Etli ve ıslak dudaklarını karanlığa aldırmadan öpmeye çabalarken kurtulmaya çalışıp tepki gösteriyordu. Sonunda, “Burak ne yapıyorsun, bırak beni!” deyince kendime geldim. Telefonun ışığını açtım tekrar ve bir şey demeden halen elinde tuttuğu anahtarı alıp kapıyı açtım.

İçeri geçtim önden. Bir süre kapı açık kaldı ama sonra o da girdi içeri. Kapıyı kapayıp, “Ne yapıyorsun sen?” dedi pek de sinirli sayılmayacak bir sesle. Yaptığıma kızmış gibi görünmüyordu ama aceleci davranmama bozulmuş gibiydi.

Sözlerine cevap vermek yerine yeniden kollarından tuttum ve dudaklarına yumuldum. Dudaklarını sıkı sıkı kapatmış ve beni yine itmeye çalışıyordu. Kalbim güm güm atıyor, her yerim heyecandan zangır zangır titriyordu ama artık ok yaydan çıkmıştı. Bu noktadan sonra Meryem Hanımı yani Meryem ablayı sikmeden kapanmayacaktı bu defter.

Başını sağa sola oynatarak öpmelerimden kurtulmaya çalışıyordu. Böyle davranması hoşuma gitmedi. Oysa başka türlü bir hareket bekliyordum. Sonunda bıraktım. Üstünü başını düzeltir gibi bir hareket yaptı. Suratı kıpkırmızı olmuştu. “Sapık mısın sen?” dedi bu kez sinirle. “Sapık falan değilim, bana numara yapma şimdi!” dediğimde, “Ne numarası, ne diyorsun sen?” dedi ayakkabılarını çıkarırken.

Ardından önümden salona geçti. Çadırı dikmiştim ama beni böyle görmesine aldırış edecek değildim. Cemil’in odasına doğru gidecekken kolundan yakaladım ve “Bana bak, bana numara yapma!” dedim sinirle. Kadının anlam veremediğim bu hareketlerinden sıkılmıştım. “Bırak kolumu, ne numarası, ne diyorsun sen?” dediğinde onu çekyata doğru ittim. Kıç üstü çekyata oturdu.

Bir şey diyecek mi diye bekledim bir süre ama sessiz kaldı. “Bana numara yapma, benimle olmak için erkenden eve gelmek istedin!” dediğimde, “Tövbe tövbe, manyak mısın nesin sen!” dedi sinirle ve ayağa kalkmak istedi. Ama ben omzundan tutup gerisin geri oturttum.

Garip bir durumdaydım. Kadın sokakta götünü avuçlamama ses çıkarmamıştı ama öpmek istediğimde tepki gösteriyordu. “Burak senin derdin ne, ne yapmaya çalışıyorsun?” deyince, “Senden hoşlanıyorum, görmüyor musun?” dedim tepki göstererek. Cevap vermedi, gözlerini de kaçırıyordu benden. “Eminönü’nde yaptığın neydi?” dediğimde, “Ne yapmışım?” dedi başını kaldırıp. “Ulan götünü avuçladım, pandik attım ama tek kelime etmedin, suratıma bakıp güldün üstelik. Şimdi niye böyle yapıyorsun?” dediğimde, “Sen manyaksın, sapığın tekisin!” dedi.

“Sapık falan değilim, bana namusluyum ayakları yapma şimdi!” dedim sözleri üzerine. “Ne diyorsun sen be, delirdin mi, nasıl sözler bunlar?” deyince, “Bana bak, beni kötü kötü konuşturma şimdi!” dedim sinirimden titreyen sesimle. “Kötü konuşsan ne olacak. Abazan sapığın tekisin. Yatağının altında külotumu bulmuştum, üstüne attırmışsın bir de. Dua et ki ne kocamın ne de oğlumun haberi yok bundan. Yoksa seni delik deşik ederler!” dediğinde, “Kocanla oğlunun bilmediği başka şeyler de var!” dedim.

İçinde olduğum durumu idrak etmeye çalışıyordum halen. Eve gelir gelmez birbirimize sarılıp öpüşmeye başlayacağımızı, sonra da ya benim yatağımda yada şu anda oturduğu çekyatın üzerinde çatır çatır onu sikeceğimi hayal etmiştim, ama durum sandığımdan çok farklıydı. Hayaller ve gerçekler birbirine 180 derece zıttı. Serhat’la çatır çatır sikişirken bana sadece kendini elletip daha fazla ileri gitmeme engel olacak ve benimle alay edecekti, kadının niyetinin bu olduğu çok açıktı.

Sözlerim üzerine, “Ne diyorsun sen be, nedir derdin. Neymiş kocamla oğlumun bilmediği, beni tehdit mi ediyorsun?” deyince öfke dolu ama fısıltılı bir sesle, “Amcanın oğlu Serhat’la sikiştiğini biliyorum!” dedim. Sözlerim suratında tokat gibi patladı, duvara çarpmış gibiydi.

“Haddini aşma, terbiyesiz hayvan!” diyerek ayağa kalkmaya çalışınca onu geriye fırlattım. Sağ yanına çöktü çekyatın üstünde ama sonra doğruldu. Göğsüm aldığım derin nefeslerle şişip daralıyordu. Öfkeden kuduracak gibiydim. Serhat’la arasında geçen, bildiğim ne varsa söyledim. İlk sikişmelerini gizlice izlediğimi, sonrakileri duvardaki saatin kamerasıyla kaydettiğimi, görüntülerin bilgisayarımda olduğunu, Beşiktaş’a Serhat’la buluşmak için gittiğini, Serhat’tan hamile kalıp bebeği aldırdığını ve Serhat’ın onu tehdit ettiğini vs. hepsini anlattım.

Ben konuşurken yüzüme bakamıyordu. Ellerini başının arasına almıştı. Konuşmam bittiğinde ise hıçkırıklara boğulmuş haldeydi. Duvardaki saati aldım ve arkasındaki hafıza kartını gösterdim. “Eğer bana inanmıyorsan bilgisayarımdaki görüntüleri göstereyim sana!” deyince, “Allah belanı versin!” dedi öfkeyle.

“Bana beddua edeceğine kocanı aldatmasaydın. Hem kapalıyım, türbanlıyım, namusluyum diye takılıyorsun, hem de kocanı amcanın oğluyla aldatıp ondan hamile kalıyorsun!” dedim yanıt olarak.

Birkaç dakika sürdü kendine gelmesi. En sonunda, “Ne istiyorsun benden?” deyince, “Sikmek istiyorum amına koyduğumun karısı, bunu mu duymak istiyorsun?” dedim öfkeyle. Niyetimin ne olduğunu bildiği halde böyle bilmiyormuş gibi yapmasına, sormasına fena halde gıcık oluyordum.

“Bundan sonra ben ne dersem onu yapacaksın, seni ne zaman istersem sikeceğim. Bir kere bile itiraz etmeyeceksin. Benim orospum olacaksın. Yoksa önce oğlun, sonra kocan her şeyi öğrenir. Ondan sonra da o sikişme videolarını koyarım internete dünya alem görür senin ne orospu olduğunu!” dedim sonrasında.

Bunu yapmamam için yalvarıp yakardı, ama her sözüne karşılık, “İster kabul et ister etme, ama sonuçlarına sen katlanacaksın!” dedim tepkiyle. Gözlerine sürdüğü siyah kalemin izleri küçük birer dere gibi yanaklarından aşağı akıyordu.

Duvardan alıp sehpanın üstüne koyduğum saat 15:30’u gösteriyordu. Ağlaması kesilince ona, “Cemil’i arayıp kaçta geleceğini öğren!” dediğimde bir süre tepkisiz kaldı. Ama sonra yanında duran siyah çantasından telefonunu çıkarıp açtı.

Cemil’e kaçta geleceğini sordu, onun akşam 8-9 gibi olurum dediğini ben de duydum. Telefonu kapatıp, “Akşam gelecekmiş, 8-9 gibi…” dedi yanaklarında kalan gözyaşlarını silerken. “İyi, tamam. Yeterince zamanımız varmış!” dedim keyifle. Ama onun keyif duyacak hali yoktu.

Yavaşça üstümdekileri çıkarırken Meryem Hanım ki aslında artık Hanım dememin de bir anlamı yoktu, çekyatta oturuyordu başı öne eğik halde. Karşısında külotumla kaldığımda bile o haldeydi. “Tamam, hadi başlayalım!” dedim ve külotumu indirip çıkardım. Çırılçıplaktım şimdi. Meryem başını kaldırdı ama bana bakmıyordu.

“Ağzına al bakalım!” dediğimde ilk kez baktı yüzüme. Sertleşen yarağımı tutup önüne geldim, “Aç ağzını bakalım, Serhat’a yaptığın gibi yapacaksın!” deyince araladı dudaklarını. Ortaya çıkan küçük boşluğa soktum yarağımı. Yarağımın kafasına dişleri gelince, “Açsana iyice!” dedim sinirle. O zaman biraz daha açtı ağzını, yarağımı ağzının içine doğru uzattım o anda.

Büyük bir keyif dalgası her yanımı sardı birden. Başının iki yanından tuttum ve adeta sikiyormuş gibi yarağımı sokup çıkartmaya başladım ağzına. Meryem bu durumdan memnun kalmamıştı, hareketsiz adeta kütük gibi duruyordu. Yarağım ağzının sıcak ve ıslak boşluğunda gidip geldikçe çıldıracak gibi oluyordum.

Ayrıldığım kız arkadaşımla defalarca oral seks yapmıştım. İlk zamanlar amatör iken sonradan usta bir saksocuya dönüşmüştü. Ama kaç defa istesem de amından siktirmemişti kendini, bunun yerine götünden birkaç kez sikmiştim, ama bunda da pek başarılı olamamıştım. Göt deliği oldukça dardı çünkü. Edirne’den gelmişti İstanbul’a, mezun olunca da dönmüştü. Ama mezun olup da dönmeden önce, “Sen benimle ilerisi için ciddi düşünmüyorsun, sadece sikmek istiyorsun!” diyerek terk etmişti beni.

Parlak ve kaygan türbanı üzerinden başına her iki yanından bastırıp hareket etmesini önlemeye çalışıyordum. Yarağımı nerdeyse dibine kadar sokuyordum ağzına. Yarağımın kafasının beyaz yanaklarında yaptığı şişkinlikleri gördükçe daha çok sertleşiyordum.

Meryem’den boğuk sesler çıkmaya başlamıştı. Büyük koyu kahverengi gözlerini daha da açmış bakıyordu bana. Ellerini iki yana açıp kaldırmıştı. Bırakmamı istiyordu ama bu zevki yarıda bırakacak değildim. Göz kaleminin izleri ile birlikte bu hali birleşince porno filmlerde zorla sakso çektirilen kadınlara benzemişti Meryem ve bu daha da azdırıyordu beni. Ancak bir ara yarağımı ısırır gibi oldu, dişlerini geçirmeye çalışıyordu sanki. O zamansa, “Amına koyarım senin, rahat dur, aç ağzını iyice!” diye tepki gösterince uslu bir hal alıp ağzını açtı iyice.

Yarağımı ağzının içinde ileri geri, sağa sola oynatıyordum. Zorlamaya başladım bir süre sonra. Dibine kadar almasını istiyordum. Meryem ellerini karnıma koyup kendini geri itmeye çalışınca ensesinden bastırdım. “Amına koyarım senin, rahat dur amcık!” dediysem de gözlerinden ince yaşlar akıyor, kendini kurtarmaya çalışıyordu yine. Serhat’ın onu ağzından sikmesi gibi ben de sikiyordum. Sonunda taşaklarıma kadar yarağımı ağzına aldığında zevkten dört köşe olmuştum. Nerdeyse boşalacaktım. Ama onu sikmek istediğim için bu işi daha fazla uzatmayıp çıkardım yarağımı.

Meryem nefes nefese kalmış bir halde kusacak gibi oldu, böğürtüye benzer sesler çıkardı birkaç sefer. Ama sonunda kendine gelmişti. Geldiğindeyse, “Orospu çocuğu!” dedi birkaç kez. Küfürlerine gülerek karşılık verdiğimi görünce daha da sinirlendi. Gene küfür edince ağzına yapışıp, “Tek kelime edersen Cemil’e gösteririm videoları!” dedim. Elimi çekince hiçbir şey diyemedi. Onun yerine gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle sildi.

Sıra sikişe gelmişti. “Kalk bakalım, soyun hadi!” dedim, ama oturmaya devam edince gene ağzını sıkıp, “Kalk yoksa sikerim belanı!” diye bağırdım sinirle. Korkuyla kalktı ayağa ve üstündeki siyah pardesünün düğmelerini açtı tek tek. Çıkarınca siyah pileli eteği ve üzerine yapışık gibi duran beyaz gömleği ile kaldı. Başındaki renkli türbanına taktığı iğneleri el yordamıyla bulup çıkardı, altındaki siyah bonesini de çıkarınca uzun siyah saçları sırtına döküldü.

Beyaz tenli, 1,65 boyunda hafif toplu bir kadındı. Büyük koyu kahverengi gözlerinin üzerinde siyah kalın kaşları bir yay gibi uzanıyordu. Ahım şahım bir güzelliği yoktu ama çekici bir kadındı. Gömleğinin düğmelerini açıp çıkarınca sutyenin üzerine ince askılı beyaz bir atlet giydiğini gördüm. Siyah eteğini arkasındaki fermuarı açarak çıkardı ayaklarından.

Beyaz atleti kasıklarına kadar gelirken kalın lastikli parlak ten rengi çorapları da dizlerinin bir karış üstüne geliyordu. Atleti başının üzerinden çıkarınca güneş yüzü görmemiş bembeyaz vücudu karşımdaydı. Saatin kamerasında göründüğünden çok daha güzel ve tahrik edici bir manzaraydı karşımdaki. Bembeyaz bacakları, kalçaları, şişkin ve yuvarlak göbeği, beyaz sutyeninin taşımakta zorlandığı memeleri ile Afet-i Devran’dı Meryem. Bu güzelliğin tadına kocası ve Serhat’tan sonra bakma şerefi benim olacağı için büyük bir mutluluk duyuyordum.

Beyaz pamuklu bir külot giymişti. Külot kasıklarını sıkarken amının izi de belli oluyordu. Ellerini sırtına atıp sutyeninin kopçasını açtı, memeleri sutyenden kurtulur kurtulmaz löpürdeyerek sallandılar. Beyaz memelerinin yuvarlak başları açık pembe iken etli ve büyük uçları koyu pembeydi. Biraz sonra onları hayvan gibi emip ısıracaktım. Yaşından dolayı sarkmıştı biraz memeleri, ama tümden yaşlı bir kadınınki gibi de değillerdi.

Altındaki külotunu lastiklerinden tutup indirdiğindeyse kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Hafiften kararmış, etli ve büyük dudaklara sahip tertemiz tıraşlı amı karşımdaydı. Çekyatı açtım bir çırpıda. Altındaki bölmede Serhat’la sikişirken serdiği battaniye vardı. Onu aldım ve o gün yaptığı gibi iki kat halinde serdim battaniyeyi.

Meryem çekyata oturdu, artık olacakları kabullenmiş gibiydi. Çoraplarını çıkarıp attı bir kenara ve sırtüstü uzandı. Ben de hemen uzandım yanına, yer açmak için duvara doğru ittim biraz. Dudaklarını öpmek istedim ama sımsıkı kapatmıştı ağzını. “Aç şu ağzını, dudaklarını arala!” deyince itiraz edip karşı gelmedi. Araladığı dudaklarına yumuldum hemen. Onları kanırta kanırta emmeye başladım. Bu arada sağ elim de memelerindeydi. Etli, dolgun memelerini sıkıp yoğuruyordum.

Kız arkadaşımın memeleri bir elma ise bunlar irice bir kavun gibiydi. Etli uçlarını parmaklarımın arasına almış sıkıyordum. Dudaklarını deli gibi emiyor, yanaklarını ve hafiften çilli beyaz boynunu öpücüklere boğuyordum. Sonrasında dizlerinden büküp iki yana ayırdığı bacaklarının arasına yerleştim ve memelerini emmeye başladım.

Dudaklarını ve yanaklarını öpmekten daha keyifli, zevk verici bir şeydi bu. Dilimin ucuyla memelerini yalıyor, aç bir sırtlan gibi uçlarını ısırıyor, bir bebek gibi emiyordum. Yavaşça ağzımı aşağılara kaydırdım. Şişkin göbeğini emip yalarken, yuvarlak bir çukura benzeyen göbek deliğinin etrafını dilledim.

Sonrasında göbeğinin altına ve kasıklarına ulaştım. Kalçalarını kavrayıp kaldırdım ve başımı kasıklarının arasına soktum. Etli amının dudaklarını emmeye başladığımda Meryem’in titrediğini, irkildiğini fark ettim. Bundan zevk alıyordu anlaşılan. Hafiften sidik kokuyordu amı, ama baskın bir koku değildi bu.

Yarağımın sertliği doruk noktasına çıkmıştı artık. Onu sikmek için sabırsızlanıyordum. Dizlerimin üzerinde doğruldum, yarağımın kafasından zevk sıvıları geliyordu. Yarağımı sıvazlarken sessiz duran Meryem telaşlı bir halde, “Lastik tak, lastik yoksa olmaz!” deyince, “Tamam!” dedim ve odama koşar adım gittim. Lastik dediğinin kondom olduğunu biliyordum.

Kız arkadaşımı götünden siktiğim zamanlarda kullanmak için aldığım bir kutu kondomun içinde birkaç tane kalmıştı. Bilgisayar masasının çekmecesindeki kutuyu alıp içeri geçtim. Meryem bıraktığım gibi duruyordu. Elimdeki kutuyu görünce, “Nerden buldun onu?” diye sordu. Kondomun bir tanesinin paketini açıp yarağıma takarken, “Sen beni deneyimsiz sandın herhalde?” dedim.

Yeniden bacaklarının arasında yerimi aldım. Dizlerinden büktüğü bacaklarını kaldırdı ve göğsüne doğru çekti ben bir şey demeden. Deneyimli bir kadındı ne de olsa. Kondomlu yarağımın kafasını etli am dudaklarına, amının üzerine ve yarığına sürttüm bir süre, onu sikiş öncesi daha çok kıvama getirmek istiyordum.

Bu pozisyonda aynı amı gibi hafiften kararmış, ucunda minik siyah kıllar bulunan ve sikilmediği, halen bakire olduğu belli olan göt deliği de çıkmıştı ortaya. Serhat’ın isteyip de alamadığı götünün tadına zorla da olsa bakacaktım daha sonra. Ama şimdi bedavadan am sikmenin telaşındaydım.

Daha sonra kalçalarından kavradım ve yarağımı yavaşça bastırdım amına. Amı genişleyip yarağımı içine alırken zevkle gözlerimi kapadım. Amının içi fırın gibi sıcacıktı. Geniş amına rahatça girdi yarağım, dibine kadar almıştı içine. Bir süre o halde bekledim, Meryem’in yüzünde hiçbir işaret, hareket yoktu. Sanki yarağımı hissetmemişti, belki de numara yapıyordu. Ardından hafif hareketlerle ileri geri gidip gelmeye başladım amında. Dolgun ve bembeyaz kalçalarını avuçlamıştım, o da bacaklarını kalkık vaziyette tutmaya devam ediyordu. Ellerimi daha sonra dizlerinin arkasına atarak ona destek olurken hareketlerimi de hızlandırmaya başladım.

Altımızdaki eski çekyattan gıcırdamalar ve yayların çıkardığı sesler geliyordu. Gittikçe hızlanırken bacaklarını biraz daha kaldırdım yukarıya. Harika bir duyguydu bu. Hayatımda ilk kez para vermeden am sikmenin verdiği keyfi yaşıyordum. Yarağımdaki kondom geciktirici kremliydi, ama gene de boşalmaya yaklaştığımı fark ediyordum.

Bacaklarını daha da kaldırdım yukarı. Var gücümle pompalamaya başladım. Meryem’in şişkin memeleri yarak darbelerimle birlikte löpürdeyip sallanıyordu durmadan. Meryem ise sol elini duvara dayamış, sağ elini ise arkaya atıp çekyatın kolundan tutmaya çalışıyordu. Zevk iniltilerimin arasına onun sıcak nefesinin ve arada çıkardığı, “Ihhh, uhhh!” sesleri karışıyordu.

Her yanım titremeye, kalbim daha hızlı atmaya başlarken son gücümle Meryem’in amına pompalıyordum. Yarağım ve taşaklarım amına ve kasıklarına çarptıkça aynı Serhat onu sikerkenki gibi şiddetli ‘Şap şap şap!’ sesleri çıkıyor, küçük ve izbe salonun içini dolduruyordu. Bu seslere Meryem’in artık yağlanmış gibi ıslanan geniş amından çıkan osuruğa benzer sesler karışıyordu.

Sonunda boşaldığımda aldığım tarifsiz zevki iliklerime kadar hissettim. Meryem harika bir zevk yaşatmıştı bana. Yarağımı amından çıkardığımda kondomun üstünü sanki sabun köpüğüne bulanmış gibi görünce korkuya kapıldım acaba kondom delindi mi diye, ama sonra bunun Meryem’in amının sıvıları olduğunu anlayınca rahatladım. Belki o da zevk alıp boşalmıştı. Zaten amının etrafında da ıslaklık vardı. Kondomun içiyse döllerimle dolmuştu. Geciktiricili kondom olmasına rağmen erken boşalmıştım, ama yine de müthiş bir keyif duymuştum.

Kalkıp tuvalete geçtim. Kondomu çıkarıp alaturka tuvalete attım, işedikten sonra geri döndüm. Meryem kalkmış giyiniyordu. Ona, “Harikaydın, sen de zevk aldın mı?” dediğimde hiçbir şey demedi. Sessizce giyinmesine devam etti. Ama giyindikten sonra, “Sakın bir daha bana yaklaşma!” dedi parmağını suratıma sallayarak.

Bu hareketine gülerek, “Oo güzelim daha dur bakalım, bu başlangıçtı. Elime düştün artık, ya benim her dediğimi yaparsın yada bütün her şeyi kocanla oğlun öğrenir!” dediğimde öfkeli ama ağlamaklı bir sesle, “Allah belanı versin!” dedi ve bir hışımla Cemil’in odasına geçip kapıyı kilitledi.

Artık avucuma düşmüştü, onu dilediğim gibi sikmenin yolunu bulmuştum. Dışarda götünü bana avuçlatmıştı, aklı sıra beni bununla avutup alay edecekti. Numaradan yüzüme gülmüştü. Ama işler umduğu gibi çıkmamıştı.

Serhat’la yediği naneler şimdi tek tek önüne seriliyordu…

Ev Arkadaşımın Türbanlı Annesi – 5

Sonraki bir iki gün her eve gelişimde hafıza kartını alıp taktım bilgisayarıma. Ama hayal kırıklığına uğradım. Meryem Hanım evde tekti, Serhat’tan eser yoktu. O gün olanlardan sonra Meryem Hanım Serhat’a siktir çekmişti anlaşılan. Yine de Meryem Hanımın evde yalnız kaldığında başını örtmeden rahat giysilerle dolaşmasını izleyip 31 çekmekten geri kalmadım.

Cumartesi akşamı Cemil evdeydi. Salonda annesiyle beraber televizyon izlerlerken ben de odamda ders çalışıyordum. Saat dokuzu geçerken kapıma vuruldu, Meryem Hanımın, “Burak, müsait misin?” diyen sesi geldi hemen ardından. Hemen toparladım kendimi ve “Buyurun, müsaidim!” dedim. Az sonra kapı açıldı ve Meryem Hanım başını uzattı aralıktan.

“İçeri gelsene, ne yapıyorsun?” dedi gülümseyip. “Şey, ders çalışıyordum. Birazdan gelirim!” dediğimde, “Tamam!” dedi ve kapattı kapıyı tekrar. On dakika kadar sonra içeri gittim. Cemil salonda yoktu, odasına geçmişti. Meryem Hanım çekyatta oturuyordu, beni görünce toparlandı. Uzun açık mavi kot bir etekle çiçekli uzun kollu bir bluz giymişti. Başını ise omuzlarını ve göğsünü de örten büyük bir türbanla çenesinin altından bağlamıştı sıkıca. Çekyatın yanındaki sandalyeye oturdum.

“Bizim oğlan bu kıza iyice abayı yakmış anlaşılan!” dedi gülümseyerek. Ama bunu söylerken bundan memnun olmadığı anlaşılıyordu. “E, genç çocuk ne de olsa!” dedim. Cevabımın üzerine, “Sen de öyle misin?” diye sorunca biraz utandım. Yine de belli etmemeye çalışarak, “Esk**en öyleydim, ama şimdi değilim!” dedim. Bir şey demedi sözlerime. Bir süre televizyon izledik. Meryem Hanım yine bir dizi izliyordu. Dizi reklamlara girince bir şey demeden kalktı. Az sonra tuvalet kapısının kapanma sesi geldi.

Dokunmatik telefonu çekyatın üzerindeydi. Cemil odasındaydı, annesi ise tuvalette. Fırsat bu fırsat diyerek telefonu aldım elime. Bir numaradan gelen epey cevapsız çağrı vardı. Sonra mesajlara baktım, aynı numaradan gelen mesajlarla doluydu. Cevapsız çağrıların ve mesajların sahibi Serhat’tı. İlk gönderdiği mesajlarında özür diliyordu Meryem Hanımdan. Ancak sonradan gönderdiği mesajları ise tehdit doluydu.

Bir tanesinde (Eğer bana vermeye devam etmezsen kocan her şeyi öğrenir!) yazmıştı. Bir diğerinde ise (Ben bitti demeden bitemez. Oğlun ve kocanın öğrenmesini istemiyorsan Pazar günü bana gel!) diyordu Serhat. Birkaç mesaja daha bakacakken tuvalet kapısının açılma sesi geldi. Hemen telefonu yerine bıraktım. Az sonra Meryem Hanım geldi, “Meyve ister misin?” diye sordu çekyata oturmadan. “Yok, teşekkür ederim. Sağ olun!” dedim.

Biz televizyon izlerken Cemil odasından çıkıp geldi. Meryem Hanım oğlunun kız arkadaşıyla bu kadar ilgilenmesine bozulmuştu. “Bitti mi konuşman?” dedi sert bir ses ve somurtan bir suratla. Cemil annesinin bu tavrına hazırlıklıymış gibiydi. “Sana ne, seni ne ilgilendirir. Sen kendi işine bak!” dedi. Meryem Hanım oğlunun bu şekilde konuşmasına bozulmuştu. “Sen çok edepsizleştin!” dediğinde, Cemil, “Kiminle konuşacağıma sen mi karar vereceksin, sen kimsin ki?” dedi.

Cemil’in bu şekilde konuşması benim de canımı sıktı. “Cemil, o senin annen, öyle konuşma!” dediğimde, “Abi sen karışma!” dedi sözümü keserek. Sonra annesine dönüp, “Sen niye halen dönmedin Sivas’a, gitsene artık, rahat bırak beni!” dedi ve tekrar odasına gidip kapıyı sertçe kapattı. Cemil’in bu tavrı Meryem Hanımı fena etkilemişti. Gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle siliyordu.

“Saçımı süpürge ettim bu çocuk için ben. Ben onun anasıyım, onun iyiliğini düşünüyorum, şu yaptığına bak!” dedi ağlaya ağlaya. “Boş verin, sakin olun. Daha genç, o da anlar sonradan yaptığını, pişman olur!” dedim, ama nafile. Meryem Hanım ağlamaya devam ediyordu. Kadının bu acıklı hali beni de etkilerken kalkıp yanına oturdum. “Lütfen, ağlamayın!” dedim ve kollarından tuttum sakinleşmesine yardım eder diye.

İnce bluzunun altından kollarının yumuşaklığını hissetmek yarağımı hareketlendirdi bir anda. Meryem Hanım iki eliyle yüzünü tutmuş ağlarken onu sakinleştirme bahanesiyle kollarını adeta okşuyordum. Pantolonumun altındaki hareketlenmeden habersizdi elbette. Ona geçen akşam telefonunu nasıl kullanmasını gösterdiğim zamandakinden de yakındım, canlı canlı dokunuyordum kendisine.

Meryem Hanımın üzerinden geçen günkü gibi yoğun olmayan bir hacı yağı kokusu geliyordu. En pahalı parfümün yapacağı afrodizyak etk**en bile daha etkiliydi bu koku. Kokuyu daha çok alabilmek için yaklaştım iyice. Şimdi dizim dizine değiyordu. Yarağımdaki hareketlenme daha da arttı bu temasla birlikte. Yüzümü yüzüne yaklaştırdım, kokuyu çektim içime. Bazen otobüslerde, minibüslerde rast geldiğim ve hoşuma gitmeyen bu koku şimdiyse beni azdırıyordu.

Pantolonun önünde çadırı dikmiştim resmen. Meryem Hanım ellerini yüzünden çekerken hemen kalkıp sandalyeye geri oturdum. Hafiften kamburumu çıkarıp öne doğru eğildim. Yarağımdaki sertliği fark etmemeliydi. Gözyaşlarını silerken, “Kusura bakma, tutamadım kendimi, ana yüreği!” dedi.

Ağlamasının ardından şimdi de zoraki gülümsüyordu. “Olur mu ne demek. Cahil çocuk, o da anlar sonra yaptığı hatayı!” dedim. Bir süre sonra yarağımın sertliği kayboldu. Biraz daha televizyon izledik, ama Meryem Hanım çok keyifsizdi. Morali tepetaklak olmuştu. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi telefonuna gelen bir mesaj var olan sinirini daha da artırıp moralini bozdu.

Telefonu eline aldı ve benim görmemi istemediğinden hafifçe öbür tarafa dönerek okudu mesajı. Az sonra dudaklarından, “Orospu çocuğu!” sözleri bir fısıltı gibi çıktı. Benim duymadığımı sanıyordu, ama yanılıyordu. Gözüm televizyondaydı, ama kulağım kendisindeydi. Mesaj Serhat’tan geliyordu, yine bir tehdit mesajı yazmıştı belli ki.

Meryem Hanımın olan biteni bildiğimden haberi yoktu. Benden yana dönüp hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışması boşunaydı. Kısa bir süre daha izledik televizyonu. Bu ara telefonu çaldı. Meryem Hanım ekranda numarayı görür görmez meşgule attı, ama birkaç saniye sonra yeniden çalınca bir hışımla kalktı ve içeriye gitti hiçbir şey demeden.

Serhat tehditlerini sürdürüyordu, bu işin peşini bırakmayacağa benziyordu. Hemen kalktım. Meryem Hanım mutfağa girmiş ve kapıyı da kapatmıştı. Ancak içerdeki fısıltılı konuşmalarını duyabiliyordum. “Niye arıyorsun beni, oğlum evde… Artık bitti, tamam mı… Öyle mi… Ne yapacaksın… Ha, öyle yaparsan ben de seni millete rezil ederim… Görürsün… Görürsün… Travestilere gittiğini anlatırım herkese… Bak görürsün… Sen bilirsin… Ne boklar yediğini biliyorum… Kendini siktiriyorsun o ibnelere… Hadi bakalım… Görürsün…” derken gerisin geri döndüm salona.

Duyduklarım gerçekten inanılmazdı. Serhat travestilere gidiyor, bu yetmiyormuş gibi kendini onlara siktiriyordu. Serhat gibi görüntüsü bile insanı korkutan bir adam için gerçekten inanılmazdı bu. Ve bunu Meryem Hanım biliyordu. Akıl alır gibi değildi…

Meryem Hanım yeniden salona döndüğünde suratı kıpkırmızıydı. “Hayırdır, iyi misiniz?” dediğimde, “Ha, iyiyim iyiyim. Bizim bir akraba hastalanmış Sivas’ta, hastaneye kaldırmışlar. Ona moralim bozuldu.” dediğinde (Sen de iyi hikâye uyduruyorsun!) dedim içimden. Birkaç dakika daha televizyon izledim, sonra da, “Müsaadenizle ben kalkayım!” dedim. Meryem Hanım, “Sen bilirsin!” dedi soğuk bir tavırla. Bu soğukluğu bana değildi. Önce oğlu, sonra da sikicisi bozmuştu moralini, ancak piyango bana çıkmıştı.

Odama döndüm. Birkaç dakika sonra yan odada kıyamet koptu. Cemil ve annesi kavga ediyordu. Meryem Hanım Cemil’e bağırırken, Cemil de annesine karşılık veriyor, bağırıyordu. Arada birkaç kez annesine, “Siktir git!” dediğini duydum. Cemil iyice zıvanadan çıkmıştı. Kalkıp içeri gidip birkaç tokat atasım geldi, ama (Boş ver, kendi içlerinde halletsinler!) dedim kendi kendime. Sesler bir süre sonra kesildi, yan oda kapısının kilitlendiğini duydum. Anlaşılan Meryem Hanım odanın kapısını kilitlemişti. Birkaç dakika sonra ev derin bir sessizliğe bürünmüştü. Biraz bilgisayarda takıldıktan sonra yattım.

Sabaha karşı çişimi yapmak için kalktım. Salondaki küçük lambanın ışığının yandığını fark ettim. Cemil açık unutup yatmıştı herhalde. Lambayı kapatmak için salona geçince bir sürprizle karşılaştım. Meryem Hanım çekyatta yatıyordu. Demek gece kapıyı kilitleyen Cemil’di. Annesini odasından kovmuştu. Meryem Hanım ince bir yorganın altında hafif yan dönmüş halde yatıyordu. Başını arkadan siyah ince bir başörtüsüyle bağlamıştı. Alttan, hafifçe açılmış yorganın altından sağ baldırı görünüyordu. O zamana kadar hep bilgisayar ekranında gördüğüm şeyi ilk defa canlı canlı görüyordum.

Sabahın o saatinde yarağım kalkmaya başladı. Benden habersiz derin uykusundaydı Meryem Hanım. Etli ve bembeyaz baldırı tam karşımdaydı. Yavaşça ilerleyip çömeldim. Çıplak eti ile aramda birkaç santim vardı. Baldırı küçük lambanın ışığında parlıyordu resmen. Kıldan, tüyden eser yoktu, pürüzsüzdü. Dokunmak için hamle yaptım, ama sonra durdum, cesaret edemedim.

Bir dakikaya yakın kaldım öyle. Kalbimin atışları tavan yapmıştı. Birden bire yorganda bir hareketlenme olunca hemen doğrulup içeri kaçtım. Acaba Meryem Hanım fark mı etmişti beni? Olduğum yerde kaldım bir süre. Sonra yavaşça başımı uzatıp baktım içeriye. Meryem Hanım uykusuna devam ediyordu, beni fark etmemişti. Üstelik manzara bu kez daha muhteşemdi.

Sırtı televizyona, yüzü duvara dönüktü ve yorganı daha çok açılmıştı. Şimdi sadece baldırı değil, sağ bacağının dizden birkaç parmak yukarısı da görünüyordu. Yeniden parmak uçlarıma basa basa geçtim içeriye ve çömeldim. Kalbimin atışları sessizliği bastırıyordu. Bembeyaz, dolgun bacağına baktım uzun uzun. Meryem Hanım ara ara horlayarak uyuyordu. Benim varlığımdan habersizdi tamamen.

Bacağına dokunamasam da, bütün cesaretimi toplayıp yorganı kaldırdım hafifçe ve altından baktım. Yorganın altındaki loş karanlıkta sol bacağının beyazlığı hemen belli oluyordu. Yorganı biraz daha kaldırdım. Üzerinde pembe renkli ince penye bir gecelik vardı. Ve uyurken vücudunun hareketleriyle açılmıştı. Sol bacağı dizinden nerdeyse bir karış yukarısına kadar açıktı. Kalçasının güzelliği büyüleyiciydi.

Yorganı yavaşça indirdim yeniden ve içeriye, odama geçtim. Meryem Hanımın sabahın o saatinde bana sunduğu güzellikleri düşünerek soyunup çıplak kaldım, yatağa girdim. Yarağım kazık gibiydi. Sıvazlamaya başlamıştım ki, birdenbire büyük bir hışımla boşalmaya başladım. Döllerim bir fıskiyeden akan su misali fışkırdı havaya. Külotumla sildim döllerimi ve sonra çırılçıplak bir halde uykuya daldım.

Uyandığımda saat 11:00’i biraz geçiyordu. İçerden, mutfaktan sesler geliyordu. Kalkıp giyindim ve içeri geçtim. Meryem Hanım mutfaktaydı, kahvaltı hazırlıyordu. Tavada sigara böreği kızartıyordu. Beni görünce gülümseyip, “Hayırlı sabahlar!” dedi. “Size de! Yardım edeyim mi?” dedim. “Yok sağ ol, bir şey kalmadı zaten. Sen içeri geç!” dedi yanıt olarak.

Salona geçtim, Cemil yoktu. Odasının kapısı açıktı, baktım, ama odada da yoktu. Sehpanın üzerinde peynir, zeytin vs. vardı. Cemil yoktu evde, kız arkadaşıyla buluşmaya gitmişti anlaşılan. Cemil annesinin gelmesinden memnun değildi, ama ben çok memnundum. Sunduğu güzelliklerin haricinde Meryem Hanım sayesinde midem bayram ediyordu.

Az sonra Meryem Hanım önce demlikleri, sonra da bir tabak sigara böreğini getirdi. “Cemil yok mu?” diye sordum. “Ben kalktığımda yoktu, gitmiş!” dedi. Sonra da, “Aman boş ver, ne hali varsa görsün. O da aynı babası kılıklı, ömrümü yedi ikisi de!” dedi. Dün akşamki kıyafetleri vardı üzerinde. Sessizce kahvaltımızı yaparken, “Bugün nereye götüreceksin beni?” dedi Meryem Hanım.

“Bugün mü?” dedim şaşırarak. “Evet, konuşmuştuk ya, hani Pazar günü gezmeye gideriz diye. Unuttun mu yoksa?” dedi. “Yok, unutmadım da, hani Cemil yok ya, onun için…” dedim. “Aman boş ver onu, biz gezeriz!” dedi gülümseyerek. “Sonra Cemil kızmasın?” dediğimde, “Ne kızacak, anasına ‘siktir git’ diyen adamdan ne hayır gelir. Kızsın da göreyim, hiç umurumda değil!” dedi. “İyi, nasıl isterseniz!” dedim.

Az sonra, “Nereye gidelim?” diye sordu. “Nereye isterseniz!” dedim. “Eminönü uzak mı buraya?” diye sordu gülümseyip. “Yok, uzak değil. Şu aşağıdan otobüslere bineriz…” derken kesti sözümü ve “Aman boş ver otobüsü falan. Taksiyle gideriz!” dediğinde, “Gerek yok, hem çok yazar!” dedim. “Aşk olsun, sana para ödetirim diye mi korkuyorsun?” dedi. Bu sözleri canımı sıktı, “Yok, Estağfurullah, olur mu öyle şey!” dedim.

Meryem Hanım, “Yok, sen beni yanlış anladın, o manada demedim ben. Sen öğrenci adamsın, sana para ödetmem ben korkma!” dedi. “Yok, ne korkması. Gerek yok, ben hallederim!” dedim, ama Meryem Hanım, “Yok yok, ben biraz alışveriş filan da yapıcam, haftaya eve dönücem çünkü!” dediğinde yutkundum. Demek Meryem Hanım haftaya evine, Sivas’a gidecekti. Ve kim bilir ne zaman dönecekti. Hem dönüp dönmeyeceği de belli değildi ayrıca. Onu sikme arzusuyla yanıp kavruluyordum, ama Meryem Hanım haftaya gidecekti.

“Neden? Biraz daha kalın! Genç çocuk ne de olsa…” derken, “Yok yok, artık eşek kadar adam oldu. Bu saatten sonra da zor adam olur. En iyisi işler daha boka sarmadan ben döneyim!” dedi. Kahvaltının ardından giyinip hazırlandım ve salona geçtim. Meryem Hanım da bu arada bulaşıkları yıkıyordu. Az sonra o da giyinmek için Cemil’in odasına girdi. Daha önceden kapıyı kilitlerken, şimdi kapıyı kilitlememiş, sadece kapatmakla yetinmişti. Birkaç dakika sonra çıktı odadan ve salona geldi.

Çok güzel ve çekici görünüyordu. Uzun, siyah renkli ve pileli bir etekle parlak beyaz bir gömlek giymişti. Gömlek vücuduna oturmuş gibiydi. Karnı, göbeği ve daha önemlisi iri, şişkin memeleri altında belli oluyor, sutyenin izi rahatça görünüyordu. Başını büyük ve renkli bir türbanla bağlamıştı. Ayağında ten rengi parlak çoraplar vardı. Bakınca gözlerine kalem, kirpiklerine de rimel sürdüğü kolayca anlaşılıyordu.

“Hazırsan çıkalım!” dediğinde, “Olur!” dedim. Ama daha sonra heyecanıma dayanamayıp, “Çok güzel olmuşsunuz!” dedim. Meryem Hanım sözlerim karşısında şaşırdı, utandı, ne diyeceğini bilemedi. Yüzünün kızardığını fark ettim, ama benim durumum ondan da beterdi. Kendi kendime (Ulan ne salak adamsın, kadına böyle denir mi?) dedim. Meryem Hanım kibarca, başını öne eğerek, “Teşekkür ederim!” dedi.

Askıdaki uzun siyah pardesüsünü giyinip düğmelerini kapadı tek tek. Beline oturan pardesü vücut hatlarını gizlemek yerine daha da belirginleştiriyordu. Siyah topuklu ayakkabılarını giymek için tam önümde domaldığındaysa yarağım sertleşmeye başladı. “Hay Allah, bu da olmuyor artık!” diyerek çekecekle ayakkabısını giymeye çalışırken koca götü pardesünün altından adeta bana selam gönderiyor, sağa sola bıngıl bıngıl oynuyordu. Sonunda başarıp ayakkabılarını giydiğinde ben de montumu ve ayakkabılarımı giyindim.

Geçen Pazar olduğu gibi önümden pardesünün eteklerini tutarak merdivenleri çıkarken, dün gece gördüğüm baldırları açığa çıkıyordu. Ne yapıp edip bu kadını Sivas’a gitmeden önce sikmeliydim. Yarağım sertleşmişti caddeye çıktığımızda. Fark etmesin diye hafif kamburumu çıkarıp montumu da aşağı çekerek yürüyordum.

Bir taksiye atlayıp Eminönü’ne gittik. Taksinin parasını vermek için elimi cüzdanıma götürürken arkadan uzanıp elime dokundu ve “Allah için, ölümü gör!” dedi. Beyaz, yumuşak elini hissetmek beni heyecanlandırırken, “Al kardeş, o öğrenci, ondan para alma!” diyerek taksiciye parayı uzattı.

Eminönü’nde denizin kenarında dururken yan tarafımıza birileri gelip resim çektirdi. Bunu gören Meryem Hanım, “Burak, benim de resmimi çeksene!” deyince, “Olur!” dedim. Omzundaki siyah çantasından cep telefonunu çıkarıp uzattı ve “Şununla çeksene!” dedi. “Tamam, şöyle geçin o zaman!” dedim. Meryem Hanım biraz amatörce ve acemice hareketlerle poz verirken çektim resmini.

Ancak cep telefonunun kamerası pekiyi değildi ve güzel çekmemişti. “Ay bu da kötü olmuş!” deyince, “İsterseniz benimkiyle çekeyim?” dedim. “Ay sahi mi, iyi olur vallahi!” dedi. Telefonumu çıkarıp birkaç resmini çektim. Resimleri görünce, “Ay çok güzel çıkmış, Allah senden razı olsun. E peki, bunu nasıl alırım ben senden?” dediğinde, “Ben bastırırım fotoğrafçıda!” dedim. Çok sevindi cevabıma. Biraz daha kalıp denizi seyrettik.

Pazar günü olduğundan etraf kalabalıktı. Hava da güzeldi ve insanlar bu fırsatı kaçırmak istememişti aynı bizim gibi. İnsanlar birbirinin üzerine çıkmaya çalışıyordu adeta. Böyle görüntülere alışık olmayan Meryem Hanım insan kalabalığından kaçmak için bana sokuluyordu. Tabii böyle bir durumda vücudum vücuduna dokunuyor, değiyordu. Ellerim zaman zaman istemeden eline, koluna çarpıyordu. Alt geçitten geçerken ise olay başka bir noktaya ulaştı.

O yoğun kalabalığın içinde Meryem Hanımı korumaya çalışırken elim altta götüne değdi. Ve bu biraz şiddetli bir değmeydi, hatta değmeyle avuçlama arası bir şeydi. Onun dolgun ama yumuşak bir yastık gibi götünün arasına girmişti elim resmen. O anda yarağım sanki bir füze gibi dikiliverdi. Meryem Hanım o kalabalığa rağmen yan gözle dönüp bana bakmadan edemedi, ancak bir şey demedi. Az sonra merdivenleri ağır ağır çıkıp alt geçitten kurtulduğumuzda kendisinden özür dilesem mi diye düşündüm, ama sonra bunun kazayla olduğunu anlamıştır herhalde diyerek vazgeçtim.

Sirkeci tarafına doğru tezgâhları geze geze dolaşırken de aynı manzaralar vardı. İnsanlar birbirinin üstüne çıkacak gibi oluyordu. Meryem Hanım yırtıcı hayvanlardan korunmaya çalışan bir ceylan gibi benden yana sokuluyor, yanaşıyordu. Bir sokakta tezgâhların arasında karınca sürüsü gibi tekli kol halinde ilerlerken Meryem Hanım önüme geçti. Siyah topuklu ayakkabılarının üzerinde götünü sağa sola sallaya sallaya adeta bir dansöz gibi çalkalayarak giderken bakışlarım götüne odaklanmıştı.

Aramızda 15-20 santimlik bir mesafe ya var ya yoktu. Etrafa bakmak yerine onun götüne bakıyordum, etraftakiler umurumda değildi çünkü. Sağ elimi aşağı indirdim. O kalabalığın içinde arkadan birilerinin eli zaman zaman benim sırtıma, belime hatta götüme değerken kimsenin beni fark etmesi mümkün değildi. İşportacıların ve satıcıların bağırışları, yürüyenlerin konuşmaları, sesleri derken kimse kimseyi görmüyor, duymuyordu.

Yutkuna yutkuna götüne dokunmaya başladım. İlk anda hiçbir şey anlamadım, çünkü korkumdan sadece pardesünün kumaşını hissedecek kadar dokunuyordum. Ama sonra biraz daha bastırmaya başladım. Siyah pardesüsü ve altındaki siyah eteğine rağmen tıpkı alt geçitte olduğu gibi yumuşak, dolgun götünü hissettim parmak uçlarımda.

Kanım damarlarımda daha hızlı akmaya başlamıştı sanki. O serin havaya rağmen terlemeye başlamıştım. Biraz daha bastırdım. Tabii bu arada adım adım ilerlemeye devam ediyorduk. Götünün arasına girmişti parmaklarım ve bunu Meryem Hanımın hissetmemesi bana göre mümkün değildi. Yarağım kalkıktı, çadırı dikmiştim. Kamburumu çıkarıp yürüyordum yine. Meryem Hanımdan herhangi bir tepki gelmeyince biraz daha bastırdım. İşte o anda adeta boşalacak gibi oldum. Sağ elim resmen Meryem Hanımın götünü avuçlamıştı. Sağ elimin her bir milimi onun koca götüyle birleşmişti.

Birkaç saniye boyunca o şekilde kaldım. Ondan yana bir tepki gelmediği müddetçe de elimi çekmeye niyetim yoktu. Meryem Hanımdan bir tepki, bir bakış, bir geriye dönüş, hiçbir şey, ama hiçbir şey yoktu. Kadın tezgâhlara bakıyor, yanından gelip geçenlere bakıyordu, ama dönüp bana tek bir bakış atmıyordu. Götünü resmen birisi avuçlamıştı, ama bunu sanki umursamıyor gibiydi.

Sokağın ucuna gidene kadar elimi birkaç kez daha bu şekilde tuttum götünde ve bastırdım. Ancak bir ara önünde gidenler durunca Meryem Hanım da durmak zorunda kaldı. Ve o sırada sanki zincirleme bir trafik kazasıymış gibi ben de arkadan ona çarptım. Tabii bu çarpma oldukça şiddetliydi, çarpan elim olmuştu, çarptığım yerse Meryem Hanımın arka tamponu yani götüydü.

O ana kadar yaptıklarımın çok daha ötesinde bir baskıyla elim götünü avuçladı. Sanki üzerinde hiç kıyafet yokmuş gibi elim götünü hissetti. Kendimden geçecek gibi olurken Meryem Hanımın hafifçe sağa dönüp bana bakmasıyla ne yapacağımı şaşırdım. Elimi çektim hemen. Kadın her şeyin farkındaydı başından beri ve götünü elleyip avuçlamama ses çıkartmamıştı. Ama öküzlük edip o kadar bastırınca bir bakışla beni uyarmak zorunda kalmıştı. Ve bu uyarı sonucu havaya dikilen yarağım bir balon gibi patlayıp sönmüştü.

Az sonra öndekiler yeniden yürümeye başlayınca biz de adım adım yürümeye başladık. Sokağı dönüp boş bir alana çıktığımızda Meryem Hanım derin bir soluk alıp, “Ay burası ne Allah aşkına, millet birbirini eziyor resmen, pestilim çıktı!” dedi. Bense onun bu sözüne cevap vermedim, yüzüne bakmaya bile utanıyordum çünkü.

Ama sanki Meryem Hanım az önce yaşananları çoktan unutmuş gibiydi. “Şuraya da bakalım mı?” dedi eliyle bir sokağı gösterip. “Nasıl isterseniz!” dedim. Bu sokak diğerine göre daha tenhaydı, Meryem Hanım şimdi önümde değil yanımda yürüyordu. Ancak yine de aramızda birkaç santimlik bir mesafe vardı. Bir ara bir tezgâha uzanmak isteyip kolunu kaldırınca memeleri ile göğsüm buluştu. O anda kadının aslında yaptığımdan memnun olduğunu anladım. Götünü ellememe avuçlamama ses çıkartmamasının sebebi bundan duyduğu memnuniyetti. Ben o bakış sonucu geriye çekilince kendini ön plana çıkarıp memelerini göğsüme yaslamıştı.

Korkak davranmama, geri planda durmama gerek yoktu. Meryem Hanım her şeye dünden razıydı belli ki. Sokak bir yerde tezgâhlar nedeniyle yeniden daralıp insanlar tek sıra halinde yürümeye başladığında önüme geçti yeniden. Önceki sokak kadar kalabalık olmasa da Meryem Hanımla aramızda kısa bir boşluk vardı yine. Elimi indirdim aşağı, sanki montumun fermuarını çekmeye çalışıyormuşum gibi yaparken götünü sertçe avuçlayıp sıktım. Meryem Hanım bunu istiyordu ve ben de yapıyordum. Parmaklarım göt yarığının arasına girmiş, avucum dolgun götüyle bir olmuştu resmen.

Meryem Hanımın başının hafifçe benden yana döndüğünü ve bakışlarında belli belirsiz bir gülümseme olduğunu gördüm. Evet, yaptığım hoşuna gitmişti. Götünü öyle sert bir şekilde avuçlamamdan memnun olmuştu.

Onu Sivas’a gitmeden çatır çatır sikmek için çok beklemeyeceğim de kesinleşmişti…

Ev Arkadaşımın Türbanlı Annesi – 2

“Gel hele şöyle, çok özledim seni!” dedi gelen adam. Meryem hanımın buna cevabı, “Dur be, yavaş ol, ayılaşma!” oldu. “Boynuzlu gavat kocan ne zaman gelecek?” diye sordu bu kez adam. Meryem Hanım, “Ne bileyim, en az bir ay yok, Adana’ya gitti!” deyince, “O yoksa biz varız gülüm!” dedi kahkaha atarak, peşinden de, “İyi oldu bu işi alması, çok sıkıldım be devamlı Sivas’a gidip gelmekten, rahat ederiz. Cemil’in burayı tutması da iyi oldu ha, yoksa bir de ev ayarlamakla uğraşırdık. Gerçi ev dökülüyor ama idare eder gene de!” deyince, Meryem Hanım, “Sen buraya eve bakmaya mı geldin, yoksa bana mı?” dedi.

Meryem Hanım kocasını aldatıyordu. İnanamıyordum. Tesettürlü, dini bütün bir kadındı, ama kocasını başka biriyle aldatıyor, boynuzluyordu. Ve üstelik bunu uzun zamandır yaptığı anlaşılıyordu. Adam Sivas’a gidip geldiğini söylemişti çünkü. İstanbul’dan Sivas’a gidiyor, Meryem Hanım’ı sikip geri dönüyordu. Ve şimdi Meryem Hanım onun ayağına İstanbul’a gelmişti. İçimden bir ses bu adamın Cemil’i ve Hamit Bey’i tanıdığını söylüyordu, belki de akrabalardı.

Salondan geliyordu sesleri ve ben de odamda durmuş onları dinlemeye devam ediyordum. Bir süre sessizlik oldu, ardından, “Dur be yavaş ol!” diyen Meryem Hanım’ın sesi böldü sessizliği. “Çok özledim seni, geçen geldiğinde yapamadık zaten!” dedi adam. Meryem Hanım, “Nasıl yapacaksın, herif yanımdaydı, manyak mısın!” dedi tepkili bir sesle. Adamın buna cevabı ise, “Ben de onu diyorum ya zaten, gavat boş bırakmadı seni!” oldu.

Konuşmalarını dinlerken bir taraftan da kalp atışlarım artmaya ve yarağım sertleşmeye başladı. Her ihtimale karşın cep telefonumu sessize aldım, bir anda çalıp işi bok edebilirdi. Bu kısa sessizliklerin ve konuşmaların ardından bir sikişmenin yaşanacağını biliyordum ve bunu bilmek beni müthiş heyecanlandırıyordu.

Az sonra Meryem Hanımın, “Oğlanın yatağı var ama küçük, tek kişilik. Bu çekyatı açalım!” demesini duydum. Adam, “Olur, bu daha geniş. Yahu bu Cemil çok akıllı çocukmuş. Baksana evin penceresi bile yok. Tam bize göre olmuş burası vallahi. Bana bak, binada kimse yok değil mi, bizi gören eden olmasın sonra, senin oğlanın kulağına bir şey gitmesin?” dediğinde, Meryem Hanım, “Yok be korkma. Binada kimse kimseyi tanımıyor. Ne Cemil’i tanıyorlar, ne de Cemil onları tanıyor. Bu üst katta da zaten kimse oturmuyormuş. Senin hangi daireye geldiğini kim nerden bilecek?” dedi.

Meryem Hanım işi garantiye almıştı. Daha doğrusu aldığını sanıyordu, ama beni unutmuştu. Evin içinde, odamda olduğumu bilmeden aşığıyla sikişecekti. Kalbim göğsümü delecek gibi atıyordu artık. O gece kocasıyla sikişirken dinlemiştim, şimdiyse aşığıyla sikişirken dinleyecektim Meryem hanımı.

Derken eski çekyatın gacır gucur sesler çıkartarak açılma sesi geldi. Evet, başlıyorlardı. Çıldıracak gibiydim. Adam Cemil’e teşekkür ediyordu bu evi tuttuğu için. Bu sayede rahat rahat onun annesini sikebilecekti. Doğrusu bir teşekkür de ben borçluydum Cemil’e. Onun sayesinde böylesi olaylara şahit oluyordum.

Adamın, “Soyunsana, ne bekliyorsun?” dediğini duydum. Bir süre sessizlik oldu, sadece çekyatın gıcırtıları geliyordu kulağıma. O sessizlikte soyunduklarını anladım. Az sonra, “Tıraş mı oldun?” dedi adam. Meryem Hanım, “Evet, güzel olmuş mu?” dedi karşılık olarak. “Güzel ne kelime, bir içim su olmuşsun!” dedi adam neşeli bir sesle.

Kısa bir süre sonra, “Yavaş ol be, biraz kibar ol, bu ne böyle?” dedi Meryem Hanım. Adamsa, “Ulan özledim diyorum be özledim, gel şöyle!” dedi sert bir tonda. Konuşmalarını rahatça duyabilsem de bir şey göremiyor olmak canımı sıkıyordu.

Az sonra, “Ağğğhh, yavaşşş!” diyen küçük bir çığlık geldi Meryem hanımdan. Adam oldukça sertti anlaşılan. Meryem hanıma haşin davranıyordu. Acaba sikmeye başlamış mıydı, yoksa henüz ön sevişme faslında mıydılar, bunu bilmiyordum ama Meryem hanımın geçen gece hiç ses çıkartmadan kocasına kendini siktirmesi gibi bir durumun olmayacağını tahmin ediyordum.

Bir süre sonra konuşmalar yerini fısıltılara bıraktı, net duyamıyordum. Ancak çekyattan gelen gıcırtılar çoğalmaya başlamıştı. Eski çekyat bana sikişmeye başladıklarını söylüyordu sanki. Meryem hanımdan, “Ağğhh, yavaşş, ayyy, ağhhh!” sesleri gelmeye başlarken, adamın yarağını köklediğini düşünüyordum.

Çekyatın gıcırtı sesleri saniyeler içinde artmaya başlarken şiddetli ve tok ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri gıcırtıları geride bıraktı. Adam pompalıyordu Meryem hanıma ve Meryem hanımın buna cevabı, “Oğhhh, sik, sik, ağhhh!” şeklinde oluyordu. Yarağım kazık gibiydi artık. Adam içerde çatır çatır sikiyordu Meryem hanımı ve ben yarağımı okşayıp dinliyordum.

Tahmin ettiğim gibi Meryem Hanım sessizce durmak yerine inleyerek, ohlayarak, ahlayarak aldığı zevki açığa çıkartıyordu. Adamsa ayı gibi böğürmeye başlamıştı artık. Gıcırtılara ikisinden yükselen iniltiler karışıyordu ve evimin salonu porno film gösterilen bir sinema salonuna dönüşmüştü.

‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri hiç kesilmeden devam ediyordu. Adam büyük bir güçle pompalıyor, ikisinin kasıkları bu şiddetli ses patlamalarını yaratıyordu. Adamın iniltileri Meryem hanımınkileri bastırmaya başlamıştı artık. Çekyat üstündeki sikişmeye dayanmaya çalışıyor, ama sanki canı yanan bir insan nasıl inlerse o da aynı şekilde inliyordu. Yarağımdan zevk sıvıları gelmeye başlamış, elim ıslanmıştı.

Adamın iniltileri ve çekyatın eskimiş yaylarının gıcırtıları artık son raddeye gelmişti. Adam Meryem hanımı hayvan gibi sikiyordu resmen. Meryem hanımsa bu durumdan çok memnundu ki, “Oğhhh, ağhhh, sik, sik, ağhhh, ayyy!” seslerini evde kimsenin olmadığını düşünerek rahatça çıkartıyordu. Oysa ben evdeydim ve kulaklarım duyduklarına inanamıyordu.

Sonunda adamın resmen kurbanlık bir dana gibi böğüre böğüre boşaldığını anladım. Uzun ve hırıltılı inlemeleri giderek azalmaya başlarken, çekyatın gıcırtıları da aynı şekilde azalmıştı. Meryem hanımın zevk ve acı ile karışık inlemeleri de kısılmıştı.

Bir iki dakika kadar sonra adamın, “Oğhhh, yoruldum be!” dediğini duydum. Meryem Hanım, “Öküz gibisin, belimi kırdın!” dedi karşılık olarak. Adam, “Amma tantana yaptın sen de be!” dedi sinirlenmiş gibi. Gerçekten de adam Meryem hanımı öküz gibi sikmişti.

Saat 12:00 olmak üzereydi. Ayakta boşalacaktım nerdeyse. İçerdeki konuşmalar kesilmiş, yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı. Birkaç dakika sonra adamın, “Tuvalet nerde?” dediğini duydum. “Şu arkada, solda!” dedi Meryem hanım. Adam tuvalete gitmek için benim kapımın önünden geçecekti. Kapımın önünden geçerken anahtar deliğinden baktım.

Görebildiğim adamın halen sertliğini koruyan oldukça iri yarağı oldu sadece. Yarağına kırmızı bir kondom takmıştı. Kondomun içi dölleri ile dolmuş, üzeri ise Meryem hanımın amının sıvıları ile kaplanmış, koridorun ışığı altında parlıyordu. Bu koca yarağıyla hayvan gibi sikmişti Meryem hanımı.

Adam çişini yaptıktan sonra salona geri döndü. Meryem hanımın, “Serhat, aç mısın, yemek hazırlayayım mı?” diye sorduğu soruya, adam, “İyi olur, çok yordun beni!” dedi yanıt olarak. Demek adı Serhat idi. Meryem Hanım adama adıyla anca kendisini siktikten sonra seslenmişti ve ben de adını yeni öğrenmiştim.

Meryem hanımın mutfağa geçip yemek ısıttığını duyuyordum. Dün geldiğinde mutfağa girip bir tencere kuru fasulye pişirmiş, ben de iki tabak yemiştim. Şimdi o yemekten aşığına da veriyordu, yani Serhat’a.

Serhat da aynı benim gibi kuru fasulyeyi çok sevmişti, “Ellerine sağlık, çok güzel olmuş. Benim karı böyle yapamıyor!” deyince, Meryem hanım, “Senin karı neyi doğru düzgün yapıyor ki Allah aşkına!” dedi. Bu konuşmalar gösteriyordu ki tahminim doğru çıkmıştı. Bunlar birbirlerini tanıyordu, muhtemelen de akrabaydılar.

Az sonra kapımın önünden biri geçti hızlıca. Meryem hanımdı bu. Tuvalete girmiş, çişini yapıyordu. Kapıyı kapatmadığı için işemesinin sesini duyabiliyordum. Küçük ve mağara gibi bir evdi burası ve ben devamlı şikâyet ederdim bundan. O gün ilk defa evin bu halinden memnuniyet duymuştum. Meryem Hanım aşığıyla deliler gibi sikişmiş, ben de evin bu özelliği sayesinde olanı biteni dinlemiş ve dinlemeye devam ediyordum.

Sifon sesinin ardından hemen eğilip anahtar deliğinden baktım. Meryem hanımın bembeyaz, gün yüzü görmemiş kalçalarını görebildim sadece. Dolgun, etli kalçaları vardı. Yutkundum, bu güzelliğin tadına Serhat bakıyordu şu anda ve ben elim yarağımda öylece kapının arkasında duruyordum.

Birkaç dakika sonra, “Getireyim mi gene?” diye sordu Meryem hanım. Serhat, “Yok, ellerine sağlık, yeter bu kadar. Bırak şimdi yemeği de gel şöyle!” dedi. Bu konuşmanın ardından uzun bir sessizlik yaşandı, sadece çekyatın gıcırtılarını duyabiliyordum.

Sikişmenin ardından şimdi de sevişiyorlardı anlaşılan. Az önceki yüksek perdeden sesler çıkartarak yaptıkları sikişmeye inat şimdi olabildiğinde az ses çıkarıyorlardı. Meryem hanımdan, “Uffff, ayyyy, ığmmm!” sesleri geliyordu belli belirsiz. Serhat’ın onun vücudunu, memelerini öpüp emdiğini, yaladığını düşünüyordum bu seslerin sebebi olarak.

Birkaç dakika sonrasındaysa Serhat’ın, “Oğhh, çok güzel, devam et, oğhhh!” diye diye inleme sesleri geldi kulağıma. Meryem hanımdansa ses çıkmıyordu. Kalp atışlarım aynı şiddette devam ediyordu. Acaba Meryem Hanım sakso mu çekiyordu Serhat’a?

Kısa süre sonra, “Tamam, gel şöyle!” dedi Serhat. İlk postanın ardından ikinci kez sikecekti Meryem hanımı. Benim de yarağım yeniden sertleşmeye başlarken, Meryem hanımın, “Bu çekyat belimi acıtıyor, içerde oğlanın yatağında yapalım, küçük ama hiç değilse rahat!” demesini işittim.

“Nerden buldunuz bunu, çok eskimiş?” dedi Serhat. “Bizim oğlanın arkadaşınınmış, kim bilir kaç senelik!” dedi Meryem hanım. “Bana bak, nasıl biri bu arkadaşı?” diye sordu Serhat benim için. “Bakarsan böyle saf, temiz görünüyor, ama abazanın biri. Herif geçen geldiğimde bavulu karıştırıp külotlarımdan birini almış. Hem de senin o aldığın mavi külotumu. Yatağının altında buldum, orospu çocuğu attırmış bir de döllerini üstüne. Allahtan bizim herife fark ettirmedim, yoksa sıçardı ağzına!” dedi Meryem Hanım.

Serhat, “Cemil nerden bulmuş bu piçi? Bizim o taraflı biri olsaydı keşke. Bana bak, o herifin yanında giyimine, hareketlerine falan dikkat et!” deyince, Meryem Hanım, “Deli misin, ben oğlumun yanında bile başımı açmıyorum. Elin serserisinin yanında mı yapacağım, sen merak etme!” dedi. Bunun üzerine Serhat, “Bilmiyorum yani, ona göre. Sonra herif kalkıp hâllenir sana falan, gelir sikerim anasını onun!” dedi sert bir sesle.

Serhat’ın değil de Meryem hanımın benim hakkımda bu şekilde konuşmasına bozuldum. Benim için orospu çocuğu demesine ayrı sinir oldum. Bana orospu çocuğu diyor, ama kendisi kocasını boynuzluyordu, hem de akrabalarından biriyle. Ben sana yapacağımı bilirim dedim içimden, ama o anda sessiz kalıp yeni sikişmelerini dinleyecektim. Bu arada o külotu Meryem hanıma Serhat’ın aldığını öğrenmiştim. Demek Serhat Meryem hanımı sadece sikmiyor, aynı zamanda ona çamaşır bile alıyordu.

Az sonra salondan yan odaya geçtiler. Kulağımı duvara verdim. Sesler şimdi duvarın içinden gelse de salondaki konuşmalar gibi duyabiliyordum. Ancak sesler bana yetmez olmuştu, gözlerimle de olaya şahit olmak istiyordum. Kapının topuzunu çevirdim yavaşça, usulca açtım ve koridora çıktım. Cemil’in odası her ne kadar benimki ile yan yana olsa da, kapıları yakın değildi. Kapıların arasında en az 2 metre mesafe vardı.

Parmak uçlarıma basarak sessizce ilerledim. Odanın kapısını aralık bırakmışlardı. İçerden, “Oğğhhh!” diye bir inilti geldi o ara, Meryem hanımdı inleyen. Hemen ardından da hızlı ve sert sikiş sesleri başladı. Şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri geliyordu yine.

Kalbim deli gibi atıyordu, nefes alışverişimi mümkün mertebe en azda tutmaya çalışıyordum. Sikiş sesleri kalp atışlarımın sesine karışıyordu. Başımı hafifçe uzatıp kapının aralığından içeri baktım. Gördüğüm manzara acayipti.

Serhat uzun boylu, iri yarı bir adamdı, Meryem Hanım’ı ayakta domaltmış sikiyordu. Meryem Hanım ellerini oğlunun yatağına dayamış vaziyetteydi. Serhat’ın vücudu uzun ve sık kıllarla kaplıydı, insandan çok bir ayıya benziyordu. Kel kafası iri vücudunun üzerinde küçücük görünüyordu. Güçlü elleriyle Meryem Hanım’ın belinden tutmuştu.

Meryem hanımınsa dolgun vücudu güneş yüzü görmemiş süt gibi bembeyazdı. İri memeleri Serhat’ın yarak darbeleri ile sallanıp duruyor, götünün yanakları ve karnının, sırtının etleri löpürdüyordu. Uzun siyah saçları yüzünü kapattığından yüzünü göremiyordum. Saçları rüzgârda savrulur gibi dalgalanıyordu.

Meryem hanımın, “Oğhhh, ağhhh, ığhhh, sik, sik, oğhhh!” seslerine Serhat’ın homurtuları ve arada sırada söylediği, “Böyle iyi mi, kocan böyle sikiyor mu seni, iyi mi böyle benim orospum, ha, sen nesin, söyle bana, nesin sen, neyimsin benim?” sözleri karışıyordu.

Serhat’ın bu sorularına, “Orospunum!” diye yanıt veriyordu Meryem hanım. Evet, doğrusu da buydu, Meryem hanım gerçekten de bir orospuydu. Kocasını oğlunun odasında boynuzluyordu.

Serhat bir insan değil de güçlü bir boğa gibiydi. Yarak darbeleri ile Meryem Hanım öne doğru atılıyor, Serhat onu belinden güçlü ve kaba elleriyle kavramış tutuyordu. Bıraksa Meryem Hanım yatağın üzerine uçacaktı.

Serhat böğürtüler çıkartmaya başlamıştı yine. Götünün kaba ve kıllı etleri taş gibi katılaşmış, Meryem Hanım’ı gücünün en uç noktasına varıncaya kadar sert şekilde sikiyordu. Çıkardığı homurtular ve sesler beni bile korkuturken Meryem Hanım bundan büyük zevk alıyor, “Sik, sik, oğhh, sik!” deyip duruyordu.

Bu şekilde sert sikilmekten büyük keyif alıyordu. O gece kocasının sessiz sedasız sikmesine karşın, şimdi Serhat’ın gürültülü sikmesi arasında dağlar kadar fark vardı. Çok güçlü ses patlamaları yaşanıyordu odada.

Serhat kendini kaybetmişti artık. “Ağhhh, ağhhh, ağhhh!” sesleri çıkara çıkara adeta intikam alırcasına sikiyordu Meryem hanımı. Yarağıyla Meryem hanımı delmeye çalışıyordu sanki. Amından soktuğu yarağıyla vücudunu delip ağzından çıkartmaya uğraşıyordu. Meryem hanımsa bu durumdan rahatsız değildi.

Meryem Hanım’ın amını ve Serhat’ın yarağını göremesem de gördüklerim bana yetiyordu. Serhat’ın inleye inleye, homurdana homurdana boşalması uzun sürmedi. Boşalırken de aynı güçle pompalamaya devam etti Meryem hanımın amına.

Pompalamaları gittikçe azalırken iniltileri ve homurtuları uzun ve tiz seslere dönüşmüştü. Bu arada Meryem hanımdan da aynı şekilde zevk iniltileri geliyordu.

Bense yine parmak uçlarıma basarak gerisin geri odama girip kapıyı kapattım. İçerden konuşmalar geliyordu, ama kalp atışlarımın sesi bu konuşmaları duymama engel oluyordu. Yan odanın kapısı açıldı az sonra, hemen eğilip anahtar deliğine baktım.

Kapının önünden geçen Serhat idi. Yarağı kazık gibi havaya dikilmişti yine. Az önceki gibi kırmızı bir kondom takılıydı yarağında. Bir saat içinde iki defa sikmişti Meryem hanımı. Onun peşinden Meryem Hanım da geçti tuvalete. Bembeyaz kalçaları terden ıslanmış, ışığın altında parıldıyordu.

“Sen yıkan, ben sonra yıkanırım!” dediğini duydum. Az sonra tüplü şofbenin çalıştığını ve Serhat’ın yıkandığını anladım. “Ne zaman gelirsin?” diye sordu Meryem hanım. “Bilmiyorum, bakarım!” dedi Serhat yanıt olarak. “Tamam, ama arayı çok uzatma. Bu fırsat başka geçmez elimize!” dedi Meryem hanım. Kocası iş, ekmek peşinde koşarken, kendisi yarak peşinde koşuyordu, hem de oğlunun evinde.

15-20 dakika kadar sonra Serhat gitti. Onun ardından Meryem Hanım tuvalete girip yıkanmaya başladı. Kapıyı kapatmıştı. Yarağımın sertliği geçmişti. Hemen montumu aldım ve olabildiğince sessiz halde çıktım odadan. Cemil’in odasına baktım. Yatağın üzerinde Meryem hanımın ellerini dayadığı yerler çukur yapmıştı. Salonda ise çekyat halen açıktı. Meryem hanımın çıkardığı giysileri ve çamaşırları yerdeydi. Çekyatın örtüsü dağınık bir haldeydi.

Yavaşça kapıyı açıp dışarı çıktım. İnanılmaz bir olaya şahit olmuştum. Sokaklarda, caddelerde dolaştım uzun uzun. Etrafımdaki onca kalabalığa, insan seline karşılık benim aklım Meryem hanımdaydı. Onu düşünmeden edemiyordum, bu mümkün değildi. Düşündükçe de yarağım sertleşiyordu yürüdüğüm halde.

Akşama doğru eve döndüm. Meryem Hanım ve Cemil salonda oturmuş televizyon izleyip baklava yiyorlardı. Meryem Hanım beni görünce yine gözlerini kaçırırken bugün neler yaptığını gayet iyi bildiğimden habersizdi. Çekyatın yanında yerde gördüğüm giysileri vardı üzerinde. Desenli uzun eteği ile bol ve uzun kollu çiçekli gömleğini giymiş başını omuzlarını da örten bir türbanla bağlamıştı.

Cemil, “Abi gelsene, baklava ye!” dedi. Ardından da kalkıp mutfağa geçti ve az sonra elinde bir tabak baklava ile döndü. O kısa aralıkta Meryem Hanım elindeki tabağa dikmişti gözlerini. Bana bakmıyordu hiç. “Bugün annemin amcasının oğlu gelmiş ziyarete, o getirmiş!” dedi Cemil tabağı uzatırken.

Demek Serhat Meryem hanımın amcasının oğluydu. Akraba olduklarını anlamıştım, ama bu kadar yakın olduklarını tahmin etmemiştim. Serhat Meryem hanımı çatır çatır sikmiş, bense izlemiş, dinlemiştim.

Şimdiyse getirdiği baklavayı yiyordum…

Ev Arkadaşımın Türbanlı Annesi – 4

Serhat göründü ilk önce, hemen ardından da Meryem Hanım. İkisi de çırılçıplaktı. Yıkanmışlardı, Meryem Hanım elindeki havluyla saçlarını kuruluyordu. Serhat’ın inik haldeki yarağı kasıklarına geliyordu.

Serhat çekyata uzanırken Meryem Hanım bir süre daha kuruladı saçlarını, ardından o da Serhat’ın yanına uzandı. Birbirlerine sarıldılar. Serhat Meryem Hanımın götünün yanaklarını okşuyor, avuçluyordu. Meryem Hanımsa onun göğsünü öperken bir eliyle de yarağını kavramış okşuyordu. Sikişmiş, banyo yapmış, şimdi de ağır tempoda sevişiyorlardı.

Serhat Meryem Hanımın iri memelerini öpmeye, emmeye başladı az sonra. Kaba, iri elleriyse çıplak vücudunda geziniyor, kalçalarını, karnını okşuyordu sürekli. Meryem Hanım buna Serhat’ın yarağını sıvazlayarak yanıt veriyor, onun çıplak göğsünde dudaklarını gezdiriyordu. Yarağım gitgide sertleşmeye başlamıştı. İkinci postanın öncesinde kıvama getiriyorlardı birbirlerini.

O ara kapının vurulduğunu duydum. Kulaklığa rağmen ‘Güm güm!’ diye gelen sesler beni korkuya düşürdü. Kulaklığı çıkardım ve “E, Efendim?” dedim heyecandan kekeleyerek. Kapının arkasından gelen Meryem Hanımın sesiyle daha da heyecanlanıp telaşlandım. “Burak, tatlı yer misin?” diye soruyordu. “Bir saniye!” dedim ve videoyu durdurup ekranı kapattım hemen.

Pantolonun önünde çadırı dikmiştim. Beni bu halde görürse ne yapardım? Kapıyı açtım, ama arkasına geçtim, başımı uzattım. Elinde bir tabak sütlaç vardı. “Rahatsız etmedim İnşallah?” deyince, “Yo, yok, müzik dinliyordum…” dedim. “Söylemeyi unuttum. Sütlaç yapıp dolaba koymuştum. Dolapta gene var, almak istersen çekinme!” dedi tabağı uzatarak. “Çok teşekkür ederim, zahmet oldu size!” dedim jestine karşılık. “Yok canım ne zahmeti!” dedi gülümseyerek.

Dakikalar önce salonda bakışlarımdan rahatsız olmuş gibi görünürken, şimdi karşımda gülümsemesini anlayamadım. Ama bunun sebebini öğrenmem gecikmedi. Meryem Hanım, “Şey diyecektim, bu telefonu ben çözemedim, Cemil de anlamadı. Sen nasıl kullanıldığını biliyor musun?” dedi. “Tabii, bakarım!” dedim. “Tamam, sütlacını ye, ondan sonra!” dedi yine gülümseyip.

Yatağımın üzerine oturup Meryem Hanımın yaptığı sütlacı kaşıkladım. Çok güzel yapmıştı, afiyetle yedim. Ekranımda kadının Serhat’la sevişmesini izlerken bir anda karşıma elinde bir tabak sütlaçla çıkmıştı. Doğrusu ilginç bir durumdu. Yarağımın sertliği yaşadığım heyecan ve korkuyla geçmişti çoktan. Yuvasına çekilmiş köstebek gibi gözden kaybolmuştu bir anda.

Salona geçtiğimde Meryem Hanım çekyatta oturuyordu. Cemil görünmüyordu. “Cemil yok mu?” diye sordum. “Yok, dışarı çıktı, arkadaşıyla buluşacakmış!” dedi. Akşam vakti evde yalnızdık. Meryem Hanım eve geldiğinden beri ilk defa böyle bir durum yaşanıyordu.

Telefon elindeydi. Çekyatın yanındaki sandalyeye oturdum, ama Meryem Hanım, “İstersen böyle gel!” dedi yanını göstererek. Çok heyecanlıydım, Meryem Hanımla ilk kez böylesine yakınlık kuruyordum. Telefonu verirken yine parmaklarım parmaklarına değdi. Bembeyaz yumuşacık, etli parmak uçları bile içimi bir hoş ediyor, beni heyecanlandırıyordu.

Çok bilinmeyen bir markanın dokunmatik bir telefonuydu. Alışmak için biraz kurcalamak gerekiyordu. Ben telefonla uğraşırken Meryem Hanım dikkatle bakıyordu. Heyecandan ölecektim sanki. Dakikalar önce bilgisayarımın ekranında deliler gibi sikişen, sevişen kadın şimdi yanı başımdaydı. Hacı yağı denilen biraz ağır bir koku geliyordu üzerinden, ama rahatsız edici değildi. Aksine Meryem Hanıma çok yakışan bir kokuydu.

Neyse ki birkaç dakika içinde çözmüştüm telefonu. Nasıl kullanacağını gösterdim kabaca. Parmaklarını uzatıp, “Şuraya mı dokunmam lazım, şöyle mi olacak?” gibi sorular soruyordu telefon elimde olduğu halde. Pantolonun altında yarağımın hafif hafif sertleşmeye başladığını fark ediyordum. Kendime hakim olmaya çalışsam da yapamıyordum.

Sonunda telefonu Meryem Hanıma verdim. “Eğer anlamazsanız gene gösteririm!” deyince, “Allah razı olsun, çok sağ ol!” dedi. Ardından kalkıp mutfağa geçti. Az sonra elinde bir tabak sütlaçla geldi ve sehpanın üzerine koydu. Bolca tarçın dökmüştü üstüne. Tekrar yanıma otururken, “Al ye bakalım!” dedi işaret ederek.

Teşekkür edip sütlacı yerken, “Senin annen baban nerde yaşıyordu?” diye sordu. “Muğla’da!” deyince, “Ha Muğla’da tamam, Cemil söylemişti de unuttum, kusura bakma!” dedi mahcup bir edayla. Ne iş yaptıklarını sorunca anlattım. “Ben de bizim Sivas’la İstanbul’dan başka bir yeri bilmiyorum. Hoş, Sivas’ta da evin içindeyim akşama kadar, bir yere çıktığım yok. Aslında kadın terzisiyim, ama bizim herif sağ olsun çalışmamı istemiyor. Burada da aynı, gene değişen bir şey yok. Cemil’e söylüyorum, çıkar beni dışarı, gezelim biraz, hava alalım diyorum, ama dinleyen kim. Kendine kız arkadaş bulmuş bir tane, şimdi de onun yanına gitti zaten. Oğlum anasını unuttu!” dedi gülümseyerek.

Demek Cemil kız arkadaş yapmıştı. Haberim yoktu bundan. Ne diyeceğimi bilmediğimden susmak en iyisiydi. Sessizce sütlacı yiyip bitirince, “Gene var, getireyim mi?” diye sordu. “Yok, zahmet etmeyin…” dedim utangaçça. “Afiyet olsun!” dedi. Kısa bir sessizlik oldu, odama gidip gitmeme konusunda kararsızdım.

“Senin var mı arkadaşın?” diye sorunca, “Efendim?” dedim heyecanla. “Arkadaşın, yani kız arkadaşın var mı?” diye sordu bu kez. Meryem Hanım muhabbeti ilerletiyordu. Kalbimin atışları hızlanmaya başladı. “Vardı, ama ayrıldık!” dedim. “Bu zamanda kızlar da bir acayip. Esk**en erkekler kız peşinde koşardı, şimdi kızlar erkek peşinde koşuyor. Al bizimkinin bulduğu mesela. Çorum’dan gelmiş buraya okumaya, ama akşamın bu saatinde elin adamıyla dışarlarda geziyor!” dedi. “Öyle, zaman değişti!” dedim dediklerini onaylıyormuş gibi yaparak. Meryem Hanıma göre zaman değişmiş kızlar erkek peşinde koşuyordu, ama kendisi de kocasının olmamasını fırsat bilip aşığı ile çatır çatır sikişiyordu.

“Bana müsaade…” dedim ayağa kalkıp. “Sütlaç istersen dolaptan al, bir tencere yaptım!” dedi gülümseyerek. “Sağ olun!” diyerek odama geçerken, Meryem Hanımın sandığım gibi biri olmadığını anladım. Yanında kocası, oğlu veya Serhat varken benden çekinir görünürken, kimse olmadığında rahat hareket ediyor, çekinmiyordu. Pazar günü börekten yiyebileceğimi söylemesi, kendisini taksiye bindirmemi istemesi de bunun bir işaretiydi.

Kapıyı yavaşça kilitledim ve bilgisayarın başına oturdum. Ekranı açtım, kulaklığı taktım. Kaldığım yerden devam ettim izlemeye. Az önce içerde, yanımda oturan, kokusunu aldığım, nefes alış verişlerini hissettiğim Meryem Hanım şimdi yine Serhat’la sevişiyordu.

Serhat memelerini öpüyor, emiyordu sürekli. Meryem Hanımsa, “Daha hızlı, hızlı em!” diyordu Serhat’a. Onun kel kafasını, omuzlarını, sırtını okşuyordu. Serhat aldığı talimatla memelere iyice yumuldu, dili meme uçlarında geziniyor, ısırıyor, dişliyordu. Saatin gizli kamerası saniye saniye net bir şekilde kaydetmişti hepsini. Meryem Hanım tatmin olmamış gibi, “Hızlı em, daha hızlı!” deyip duruyordu yine.

Serhat’ın iri elleri bembeyaz, dolgun kalçasında, götünün üzerinde gezinirken, Meryem Hanım başını sağa sola çeviriyor, “Ihhh, ohhh…” diye diye hafiften inliyordu. Yarağım demir gibi olmuştu bile. Hemen pantolonu indirdim, bir elimi yarağıma atıp okşamaya başladım.

İki Meryem Hanım vardı. Biri salonda oturup oğlunun kız arkadaş edinmesinden şikâyet eden, diğeri ise kendini aşığının kollarına atan. İkisi de aynı kadındı. Biri ahlak, namus bekçisi rolünde iken, diğeri gerçek bir fahişeydi. Ve ben aynı anda ikisine birden şahit oluyordum.

Serhat üzerine uzandı Meryem Hanımın. Meryem Hanım dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açarak aşığını kollarının arasına aldı. Serhat şimdi memelerine daha büyük bir saldırı başlatmıştı. Meryem Hanım onun kel kafasını, sırtını, belini zaman zaman da götünü okşuyordu. Serhat’ın gür sakalları yüzünde, yanaklarında, dudaklarında, memelerinde geziniyordu sürekli ve Meryem Hanım bundan rahatsızlık duymuyor, aksine çok mutlu oluyordu.

Bir süre sonra Serhat doğruldu ve ayağa kalktı. Elini yine pantolonuna ve cüzdanına attı. Az sonra, “Hassiktir!” dedi cüzdanın içine bakarak. Başka kondom yoktu anlaşılan. Meryem Hanım, “Yok mu?” diye sorunca, “Yok!” dedi Serhat. “Ne yapacağız?” dedi Meryem Hanım. Serhat, “Ne olacak, daha önce kondom mu vardı, böyle yapacağız!” deyince, Meryem Hanım, “Olmaz, daha önce de böyle yaptın, sonra gördük sonucunu!” dedi. Ne olmuştu ki?

“Korkma, boşalmam içine!” dedi Serhat, ama Meryem Hanım ikna olmuyordu. Serhat, “Ne yapalım şimdi sana, içine boşalmam diyorum, anlamıyor musun? Çok istemiyorsan götten ver o zaman!” dedi sert bir sesle. Bunu duyunca heyecanım daha da arttı. Yoksa Serhat Meryem Hanımı götünden mi sikecekti? Meryem Hanım götünden de mi veriyordu Serhat’a?

Ancak Meryem Hanımın, “Sen git karını götünden sik!” demesi ile hevesim kursağımda kaldı. Bu sözlere Serhat’ın cevabı, “Verse de siksek!” oldu. Meryem Hanım doğruldu çekyatın üzerinde ve “Bak, bir daha şu lastik olmadan gelme buraya. Allah göstermesin geçen sefer gebe kaldım, gördün başımıza gelenleri, kalkıp benim başımı yakma gene. Dikkat et, boşalmadan önce çıkart hemen!” dedi. Demek Serhat’tan hamile kalmış ve büyük ihtimalle de çocuğu aldırmıştı. Duyduklarıma inanamıyordum.

Serhat, “Tamam tamam, korkma sen, ben tutarım kendimi!” dedi başını sallayarak. Ardından, “Sen üstüme çık!” dedi ve çekyata uzandı sırt üstü. Yarağı sertleşmiş kalın bir sopa gibi havaya dikilmişti. Meryem Hanım bir süre bu sopayı sıvazladı eliyle, kısa bir süre de ağzına alarak emdi, yalayıp parlattı. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu. Az sonra Meryem Hanım çekyatın üstüne çıktı, her iki ayağını Serhat’ın kalçalarının yanına koydu ve yarak altında kalacak şekilde çömeldi.

Nefesimi tutmuş izliyordum. Yarağımdan zevk sıvıları gelmeye başlamıştı yine. Meryem Hanım eliyle Serhat’ın yarağını kavradı ve amına hizaladı. Kocaman yarak amına girmeye başlarken gözden de kayboluyordu. Sonunda Serhat’ın yarağı Meryem Hanımın amında kaybolmuştu. Koca yarağı tamamen amına almıştı Meryem Hanım.
Bir süre oturur, daha doğrusu işer gibi çömelir vaziyette kaldı Meryem Hanım. Ardından götünü ileri geri hareket ettirmeye ve yaylanmaya başladı. Bu anlarda, “Immm, ohhh, ayyy…” diyerek gözlerini kapatmış halde kendinden geçmiş aldığı zevki gösteriyordu.

Dizlerinden tutmuş oturup kalkmaya başladı yarak amında olduğu halde. Serhat ise onu belinden tutmuş destekliyordu. “Böyle daha güzel!” dedi Meryem Hanım az sonra. Serhat, “Sana spiral taktır dedim, anlatamadım!” dedi. Ama Meryem Hanımdan cevap gelmedi bu sözlere. Öne doğru eğildi az sonra, ellerini Serhat’ın çıplak, kıllı ve geniş göğsüne attı. İleri geri yaylanıyor, götünü kaldırıp indiriyor, yarak amına girip çıkıyordu sürekli.

Serhat’ın elleri dolgun vücudunda, memelerinde, götünde geziniyor, sarkan memelerini deli gibi emiyor, öpüyordu. Çekyatın gıcırtıları geliyordu kulağıma. Meryem Hanım altta olduğu gibi üstte de uzmandı, erkeğini mutlu etmesini biliyordu.

Hareketleri, yaylanmaları gittikçe hızlanmaya başladı. İniltileri de çoğalıyordu. Terlemiş, ıslanmış amından osuruk sesine benzer sesler gelmeye başlamıştı. Serhat’ın demirden yarağı amının duvarlarını dövüyordu devamlı ve bu halinden çok memnundu. Öne doğru biraz daha eğilince götü tümsek yapıp havaya dikildi. Bu anda Serhat alttan güçlü, sert ve seri şekilde pompalamaya başladı. “Ohhh, ohhh, ımmmm, ahhhh, evet, ahhh, evett, devam ettt, uhhhh, sik, ohhh, sik!” demeye başlamıştı Meryem Hanım.

Serhat’ın güçlü yarak darbeleriyle etli göt yanakları şiddetle löpürdüyordu. Amından gelen osuruk benzeri seslere ‘Şap, şap, şap!’ şeklindeki pompalama sesleri karışıyordu. İri memeleri de aynı göt yanakları gibi sallanıyordu. Çekyatın gıcırtıları ve çatırtıları her geçen saniye daha da artıyordu.

Serhat’tan yine ayı gibi sesler çıkmaya başlamıştı. Meryem Hanım vahşi bir boğanın üstündeki Rodeocu gibi havaya zıplıyordu. Serhat kaba elleriyle onu sıkıca sarmamış olsa tavana zıplayıp başını vuracaktı sanki. Çılgın bir sikişme daha yaşanıyordu, artık kendimi ekrandaki sikişmenin seyrine bırakmıştım. Yarağımı okşuyordum sürekli, zevk sıvıları akmaya, elimi ıslatmaya devam ediyordu.

Derken Serhat Meryem Hanımı yarağı amında olduğu halde güçlü kollarıyla sıkıca tuttu ve dönerek altına aldı bir güreşçi gibi. Hemen ardından da bacaklarını tutup omuzlarına attı ve belinden sıkıca kavrayarak temposunu hiç değiştirmeden sikmeye devam etti.

Var gücüyle pompalıyordu Meryem Hanımın amına. Yarağı hızlı ve sert şekilde girip çıkıyor, Meryem Hanımın memeleri her yöne deliler gibi sallanıyordu. Çekyatın gıcırtıları daha da artmıştı. Meryem Hanım ellerini arkaya doğru atmış çekyatın kolundan tutuyordu. Başı ise yere düşen minder nedeniyle çekyatın koluna vurup duruyordu.

“Ayyy, yavaş, ahhh, yavaş ol, ıhhh!” demeye başlamıştı. Serhat kendini kaybetmiş halde öküz gibi sikiyordu Meryem Hanımı. Kadının yüzünde acı ile zevki bir arada görüyordum. Serhat boşalacak gibi görünmüyordu hiç. Yarak darbeleriyle beraber Meryem Hanımın bacakları yaylanıp duruyor, çok güçlü ‘Şap, şap, şap!’ sesleri beynimin içinde patlıyordu.

Serhat bu pozisyonu da çok devam ettirmedi. Meryem Hanımın amından çıktı bir anda ve ayağa kalktı. Meryem Hanımı elinden tutup kaldırırken, “Ne yapıyorsun?” dedi Meryem Hanım. “Gel şöyle!” dedi Serhat sabırsızca. Yarağı sopa gibiydi yine. Bir anda Meryem Hanımı kalçalarından tutarak havaya kaldırdı. İnanılmaz güçlü bir adamdı.

Meryem Hanım kollarını onun boynuna dolarken Serhat hızlı ve seri hareketlerle Meryem Hanımın amı ile yarağını buluşturdu. Bu şekilde onu ayakta sikmeye başladı. Saatin yani kameranın tam karşısında muhteşem bir sikiş filmi çektiklerinden habersizlerdi. Serhat güçlü kollarıyla Meryem Hanımı yukarı aşağı kaldırıp indiriyor, yarağını amının en derinlerine kadar köklüyordu. Meryem Hanımın uzun siyah saçları rüzgârdaymış gibi dalgalanırken, “Ahhh, ahhh, ımmm, ohhh, uhhh!” sesleri dudaklarından dökülüyordu.

Şiddetli ‘Şap, şap, şap!’ sesleri geliyordu yine. Bu muhteşem çılgın sikiş devam ederken bir anda bir telefonun çaldığını duydum. Çalan Meryem Hanımın telefonuydu. Deliler gibi aşığının kollarında sikişirken çalıyordu telefonu, ama Meryem Hanım bunun farkında değildi o anda. Telefon uzun uzun çalıp sustu, ama sikişmeleri devam ediyordu.

Serhat ayaklarını iki yana ayırmış, sağlamca basmıştı yere ve üzerinde 70-75 kiloluk bir yük varken bile yerinden kıpırdamıyordu. İri yarağını Meryem Hanımın tatlı amına sokup çıkartıyor, aldığı zevki ayı gibi, öküz gibi böğürerek sesler çıkartarak açığa vuruyordu.

Artık kendimi tutacak durumda değildim. Bir anda deli gibi sarsıla sarsıla boşalmaya başladım. Döllerim dikilmiş yarağımdan havaya sıçrarken, yaşadığım mutlulukla kendimden geçmiş gibiydim. Ekrandaki Serhat’ın çıkardığı sesler de boşalmaya yaklaştığını gösteriyordu. Derken bir anda Meryem Hanımı iyice havaya kaldırdı, devasa yarağı kadının amından çıkarken Meryem Hanımı indirdi yere. Meryem Hanım ayakları yere değer değmez bir anda Serhat’ın önünde dizlerinin üzerine çöktü ve az önce amına giren yarağı ağzına alarak somurmaya başladı.

İki eliyle kavradığı yarağı deli gibi sıvazlıyor, ağzının, boğazının en derin, uç noktalarına almaya çalışıyordu. Bu anlarda başı ileri geri, sağa sola hareket ediyordu. Serhat’ın iri yarağının yanağında yaptığı şişliği rahatlıkla görebiliyordum. Serhat ise çok mutluydu, “Yala, yala benim orospum, yala!” deyip duruyordu Meryem Hanımın saçlarını çekiştirirken.

Ve saniyeler sonra Serhat kurbanlık bir dana gibi böğürürken Meryem Hanımın ağzına boşalmaya başladı. Meryem Hanımın başını iki yanından sıkıca tutmuş yarağını ağzının içine sokup çıkartıyor, onu adeta ağzından sikiyordu. Meryem Hanım kendini geriye atmaya, kurtulmaya çalışsa da yapamıyordu. Öğürüyor, boğulur gibi sesler çıkartıyordu.

Evet, Serhat onu yarağıyla boğuyordu gerçekten de. Meryem Hanım çaresiz, zavallı bir haldeydi. İki elini havaya kaldırmış, Serhat’a durmasını, yapmamasını işaret ediyordu, ama Serhat onu dinleyecek, duracak halde değildi. Onu ağzından sikmeye devam ediyordu. Ağır çekime aldım videoyu ve zoom yaptım Meryem Hanımın yüzüne doğru.

Gözlerinden akan yaşları gördüm. Yanaklarından süzülen gözyaşları büyük bir keyifle, zevkle başlayan sikişmenin ağlama ile final yaptığını gösteriyordu. Yüzündeki çaresizlik ve acı daha bir belli oluyordu bu görüntülerde. Yeniden normal şekilde izlemeye başlarken Serhat yarağını çıkardı Meryem Hanımın ağzından.

O anda güçlü öğürtüler çıkartmaya başladı Meryem Hanım ve hemen ayağa kalkıp içeri doğru koştu. Tuvalete girmiş, kusuyordu. Serhat ise Meryem Hanımın çıkardığı kırmızı gömleği ile yarağını sildi. Halının üzerine bir miktar dölü akmıştı, onu da eğilip silerken Meryem Hanımın içerden ettiği küfürler geliyordu kulağıma.

“Orospu çocuğu, Allah belanı versin, siktir git buradan, defol. Sen git ananın amını sik, orospunun doğurduğu, şerefsiz piç!” diyordu. Serhat ise Meryem Hanımın ettiği küfürleri duyuyor, ama sadece gülümsüyor, başka bir şey demiyordu.

Üzerini giyindiğinde Meryem Hanım halen tuvaletteydi. Az sonra görüntüye Meryem Hanım da girdi. Elinde beyaz bir el havlusu vardı, ağzını siliyordu. “Orospu çocuğu, siktir git buradan, çık dışarı, defol. Sen beni karın mı zannettin lan, siktir git, şerefsiz piç!” dedi öfkeyle. Serhat ise bu sözlere pis pis sırıtarak karşılık veriyor, tek kelime etmiyordu.

Serhat görüntüden çıkarken sesi geldi. “Bu poşetin içinde telefon var!” dedi, ardından da kapının sertçe kapanma sesi geldi kulağıma. Meryem Hanım çekyata oturup sağına soluna bakarken Serhat’a küfretmeye devam ediyordu. Güzel başlayan iş sonunda boka sarmıştı.

Sonraki görüntülerde Meryem Hanım çırılçıplak bir halde salona geldi. Yıkanmış, kurulanmıştı. Elinde kırmızı bir külotla sutyen vardı. Külot ve sutyeni giydikten sonra üzerindeki siyah eteğini giydi, Serhat’ın döllerini sildiği kırmızı gömleğini görünce gene ağır küfürler savurdu Serhat’a. Az sonra görüntüye girdiğinde çiçekli bol gömleği vardı üzerinde. Salonu topladı, çekyatı düzeltti. Serhat’la sikişirken çalan telefonunu aldı eline, az sonra biriyle konuşuyordu. Konuştuğu kocası Hamit beydi.

“İyiyim, sen nasılsın? İçerde bizim oğlanın odasını topluyordum duymadım. Nasıl gidiyor işlerin? Ne zaman dönersin? İyi, tamam, hadi Allah’a emanet ol, görüşürüz!” diyerek kısa bir konuşma yaptı kocasıyla. Zavallı adamcağız gerçekten de karısının oğlunun odasını topladığına inanmıştı. Oysa gerçekleri bilse ne yapardı kim bilir?

Görüntüden kayboldu, yeniden geldiğinde Serhat’ın dediği poşet elindeydi. Ardından görüntüden çıktı, Cemil’in oda kapısının kapanma sesi geldi peşi sıra. Saat 12:00 olmuştu.

Bunun haricinde olan görüntüler bir şey değildi. Video dosyasını bilgisayarıma kesip yapıştırdım. Hafıza kartını yeniden saate takmam gerekliydi. Kalktım, her yanım dölle kaplanmıştı. Halının üzerinde de vardı. Külotumla sildim dölleri. Yeni bir külotla eşofmanlarımı giydim.

Yavaşça kapıyı açtım. Salondan televizyonun sesi geliyordu. Saat onu geçiyordu. Yavaşça salona ilerledim. Meryem Hanım oturmuş dizilerden birini izliyordu. Beni görünce toparlandı, başındaki türbanını ve eteğini düzeltti. Az önce izlediklerimden çok farklıydı bu haliyle. Acaba Serhat’la yine sikişecek miydi, onu eve çağıracak mıydı? Bana gülümserken düşündüklerim bunlardı. Belki de bana karşı böyle yakın ve iyi davranmasının sebebi Serhat’la yaptığı kavgaydı.

Ne olursa olsun bu kadına ilgi duyduğum gerçekti. Alev alev yanan bir ateş vardı içinde, o ateşten ben de yararlanmak istiyordum. Onun ateşiyle ruhumu ve bedenimi ısıtmak, kendimden geçip coşmak istiyordum.

Cemil kız arkadaş edinmiş ve annesini Meryem Hanımın dediği gibi unutmuş, geri plana atmıştı. Meryem Hanımsa bu durumdan memnun değildi. Serhat’la da kavga etmişti. Koca İstanbul’da en yakınındaki erkek olarak ben kalmıştım. “Seviyor musun bu diziyi?” diye sordu. “Dizilerle pek aram yok!” dedim yanıt olarak. Kumandayı uzatıp, “Al, istediğini aç istersen!” deyince, “Yok, önemli değil, siz izleyin!” dedim.

Sandalyeye oturdum, yanına oturmaya cesaretim yoktu çünkü. “Eğer rahatsız ettiysem içeri geçerim?” dediğimde, “Estağfurullah, burası senin evin, ben sonuçta misafirim!” dedi. “O ne demek, olur mu öyle şey!” dedim. Oluşan sessizlikte ikimiz de diyecek bir şey bulamıyorduk.

“Eğer isterseniz haftasonu dışarı çıkalım, Cemil de gelir, dolaşırız?” dedim ürkek bir sesle. “Valla iyi olur, ben de çok bunaldım burada!” dedi, dünden razıydı. Korkak davranmama gerek yoktu, bunu anladım. Ben adım attığımda Meryem Hanım da bir adımla karşılık veriyordu. Bana orospu çocuğu dediği zamanlar çoktan geride kalmıştı.

Bir süre daha oturduk öylece. Ardından Meryem Hanım ayağa kalktı ve “Allah rahatlık versin, hayırlı geceler!” diyerek içeriye yatmaya gitti.

Hafıza kartını yeniden saate taktım. Bir sonraki kayıtta acaba bir şeyler olacak mıydı çok merak ediyordum…

Efe ile Nilin Hikayesi…16

Eve dönerken otobandan çıkana kadar pek konuşmadık karımla… İkimiz de kendi alemimize dalmıştık. Hala yaşadığım sarsıntıyı, şoku atlatmaya çalışıyordum. Sikim sertleşsin, Nil’i mutlu edeyim diye kurduğumuz pornografik hayaller, fantaziler bir anda gerçeğe dönüşüvermişti.

Yanımda oturan karıma bakıyordum ara sıra, kaçamak… Sağ bacağını dizden kırıp ayağını koltuğa koymuş, sol ayağı yerde, arkasına yaslanmış camdan dışarıyı izliyordu. Elbisesinin minicik eteği kasıklarına kadar sıyrılmıştı bu pozisyonda… Dalgın dalgın eliyle kadınlığını okşuyordu. O kadar dalmıştı ki yanından geçtiğimiz belediye otobüsünde yolculuk edenlerin pür dikkat onu izlediklerini bile fark etmemişti. Gaza basıp ilerledim.

image
Yaşadığımız olaya hala inanamıyordum. Sevgili karım benim yanımda bir başka erkekle sevişmişti. Hem de beni o herife aşağılayarak… Benimle alay ederek… Gözümün içine baka baka, büyük bir zevkle o yabancı erkeğin sikini yemişti.

Yirmi santim boyundaki kalın erkeklik organının karımın amının içine saplanarak giriş çıkışları hala gözümün önünden gitmiyordu. Ağzımın içinde boğmaya çalıştığım o zevk çığlıkları… Herifin amına bıraktığı döllerini bana yalatması…

Lanet olsun… Zevk alıyordum. Onca aşağılanmaya, onca kepazeliğe, erkeklik gururumun onun ince topuklu ayakkabılarının altında ezilmesine rağmen zevk duyuyordum işte… Karımın yarı çıplak kalabalığın içinde dolaşırken erkeklerin sikini kaldırması, onun bir başka erkekle sikişmesi, benim zavallı pipimin iki üç katı aleti alırken zevkten inim inim inlemesi bana zevk veriyordu. Sikim sertleşmişti bile…

“Nil…” diyerek karıma seslendim. İnler gibi çıkmıştı sesim… Daldığı hayal aleminden çıkıp bana baktı, olayı anlamıştı hemen şeytanın kıç bacağı… Gülümsedi, elini uzatıp sertliğimi okşadı,

“Kocacığım? Canın bir şey mi istiyor yoksa? Ne istersin aşkım? Yalayayım mı, kucağına mı çıkayım?”

”Ne istersen yap canım, yeter ki başla…”

“Durup dururken neden sertleşti peki? Kemal’in beni nasıl siktiği aklına geldi değil mi? Ondan mı sikin kalktı?”

“Kahretsin… Doğru bildin. Amına koduğumun orospusu… Senin sikilişin benim sikimi kaldırdı işte… Yala artık şunu…”

Koltukta dizlerinin üzerinde bana doğru eğildi. Eteğinin ancak yarısını kapatabildiği poposu cama doğru dikilmiş vaziyette, fermuarımı açıp sikimi çıkardı dışarıya, ağzının içinde emmeye, yalamaya başladı. Off…

Yanlarından sollayarak geçtiğim bir kaç kamyonun şoförü bir iki saniye geçiş aşamasında karımın manzarasını görünce kornasına asıldı. Aldırmadım bile… Karımın sıcacık ağzı öyle zevk veriyordu ki… Fazla dayanamadım, boşalmaya başladım.

image
Alışveriş merkezinde geçirdiğimiz o güzel gün bizim evliliğimizde bir milat, bir nirengi noktası oldu. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Bir süre günlük yaşantımız normal seyrinde devam etti. Bu konuda konuşmuyorduk, ama ikimiz de biliyorduk ki, bir fırsatını bekliyorduk. En azından benim gözüm etrafımızdaki, işyerindeki, arkadaş çevremizdeki erkeklerde dolanıyor, karıma layık bir erkek bulmaya çalışıyordum. O olmaz, ağzı gevşek, bu olmaz güvenilir biri değil…

Bir gece sevişirken son aşamaya gelmiştik ikimiz de… Bacaklarının arasına girmiş, gidip gelirken karım kulak mememi ısırarak,

“Aşkım… Gerçek bir erkekle sevişmek istiyorum…” dedi. “Çok özledim. Oh, öyle çok özledim ki… Yara yara içimde gidip gelsin… Beni doya doya siksin…”

Kendi zevkimi feda edip kalktım, çekmeceden vibratörü çıkardım. Belden bağlamalı yeni bir vibratör almıştım. Telaşla kayışlarını ayarlayıp belime taktım, karımın istekle açılan bacaklarını ikiye ayırıp amına vibratörü soktum.

Alttan biraz uğraşmayla benim on santimlik pipiyi de götünün deliğine takıştırınca karım zevk almaya başladı.

“Ohh… Manyaksın sen… Çok güzel… Önlü arkalı sikin beni erkeklerim… Kocamm… Ohhh… Geçirr…”

“Orrospu senii… Al bakalım… Sikilmek istiyordun. Al sana yarrak… İkimiz birden amını götünü dümdüz yapıcaz senin… Alll… All…”

“Ahhh… Amıma koyun benim… Sikin beni… Çok güzell… Harikaa… Geliyorum… Ooohhh..”

Yarım saat sonra duşumuzu almış, yatakta uzanıyorduk yan yana… Eğilip dudaklarımı karımın diri göğüslerinde, karnında, kasıklarında dolaştırıyor, sürekli okşuyordum.

“Nasıl? Hoşuna gitti mi?” dedim öpmeye devam ederken… Saçlarımı okşadı,

“Güzeldi ama… Ne bileyim… Suni penis olması… Sanki iki erkeğin arasında olsam, daha çok zevk alacağım… Hadi aşkım… Bir şeyler düşün…”

“Bakıyorum bebeğim… Sabret biraz… Her önüme gelene gel arkadaş, karımı sik diyemem ki…”

image
O arada benim işyerinde gelen siparişleri karşılamak amacıyla fazla mesailer, vardiyalı çalışmalar başlamıştı. Gece vardiyasına geçtiğimde eve sabah geliyordum. Ben geldiğimde karım temizlik firmasındaki işine gitmiş oluyordu.

Uykusuzluktan yorgun düşmüş vaziyette kendimi yatağa atıyor, az öncesine kadar yatakta yatan karımın çarşaflara bıraktığı kokusunu içime çeke çeke uykuya dalıyordum. Akşam üzeri uyanıp hazırlandığımda karım işten geliyor, eğer kalırsa yarım saat içinde yemeğimizi yerken öpüşüp koklaşabiliyorduk.

Bir tek pazar günlerimiz kalıyordu adamakıllı beraber olmak için… Onda da biraz sevişip dışarıya çıkıyor, alışveriş merkezlerinde karımın teşhircilik oyunlarıyla vakit geçiriyorduk. Akşam üzeri azmış olarak eve dönüyor, güzel pazar sevişmeleri yaşıyorduk.

Yine bir akşam karım işten geldiğinde ben de çıkmak üzereydim. Neredeyse üstüme tırmanacaktı kadın… Boynuma sarılmış, vücudunu bana bastırıyor, bacaklarını kaldırıp belime sarıyor,

“Hadi aşkım… Bir kere sik beni, öyle git… Canım çok istiyor… Yarak yemek istiyorum. Şu strafonu bağla da sik beni kocam…” diye diye yalvarıyor, yüzümü, boynumu öpücüklere boğuyordu.

“Aşkım, gerçekten zamanım kalmadı. Geç kalırsam çok kötü olur. Sen kendi işini kendin gör bebeğim… Nasıl olsa çok beceriklisin o konuda…”

Portmantodan ceketimi ayakkabılarımı giyerken o kızgınlıkla içerden vibratörü alıp geldi. Oracıkta, holün ortasında sırtüstü yatıp bacaklarını araladı. Altında külot yoktu orospunun… Jartiyer çorapları vardı bacaklarında…

Gözümün içine baka baka koca aleti şehvetle ıslanmış, dudakları şişmiş amına sokup çıkarmaya başladı. Ben çaresizce kapıyı örtüp çıkarken hala inlemelerini duyabiliyordum.

Çalışmaya başladığımda whatsaptan mesaj geldi, açıp baktım. Nil… Vibratörü amına sokmuş, fotoğrafını çekmişti. Bir kaç poz daha…

“Yapma bebeğim. Beni azdırıp durma. Sabah görüşelim bu konuyu..” yazdım.

“Çok geç…”

“Ben istediğim an beni sikeceksin kocacım.”

“Bana bir koca lazım, o da bu gece lazım…”

Arka arkaya yazdığı bu mesajlardan sonra yazmayı kesti. Ben de işime devam ettim.

Sabaha karşı üçü geçiyordu, mola verdik. Yorgun argın çayımı alıp yemek masasına geçtim. Telefonu açtığımda karımın yeni mesajları olduğunu gördüm. Şimşek çarpmış gibi oldum bir anda… Karım uyumamıştı anlaşılan, mesaj gönderip durmuştu. Hem de bir sürü… Peki ama neden?

Titreyen parmaklarımla, heyecan ve merakla ekrana dokundum. Off… Allahım… Bir sürü resim gelmişti. En başta karımın yazdığı bir mesaj :

“Beni sik diye yalvarmıştım sana…”

Karım… Yanında bir erkek… Karım bıraktığım gibi… Resimlerde bizim yatak odası… Yatağımız… Karımın jartiyer çorapları var sadece bacaklarında… Amı götü meydanda, çırılçıplak… İkisi de birbirlerinin resimlerini çekmişler. Erkek yüzü görünmüyor, fakat çırılçıplak… Kaslı, yapılı, pehlivan gibi bir şey… Bacaklarının arasında öyle bir alet var ki… Dimdik, damarlı, kocaman bir başı var, havaya dikilmiş gururla…

Etrafıma bakındım, arkadaşlar kendi alemlerinde, yorgun… Tekrar resimlere döndüm titreyen ellerimle… Tek tek, büyüterek, detaylarına bakarak inceledim. Son bir kaç resimde karım o erkeğin sikini yalarken görünüyordu. Ağzını kocaman açmış, dilini uzatabildiğince uzatmış, yakın plan ıslak dilinden sızan tükürüklerle, ıslattığı sikin damarlarını, kıllı torbalarını diliyle okşarken çekilmiş resimler…

image
Oturduğum yerde sikim sertleşmişti bir anda… Elimle pantolonun önünü çekiştirip rahatlatmaya çalıştım. En sonda kısa bir video…. Karımın o çok iyi tanıdığım kadınlığı… Dudakları kabarmış, ıslak, kalın bir penis girip çıkıyor sürekli… Karımın inlemeleri duyuluyor. Kulaklık takıp sesi iyice açtım hemen… Offf… Neler söylüyor neler…

“Sik… Sik beni aşkım… Çok güzel yarağın var… Tam istediğim gibi… Harikasın… Aaahhh… Hızlan… Geçir… Pompala amımı… Ooohhh…”

Video bittiğinde tekrar tuşuna bastım. Tekrar… Tekrar… Döne döne karımı inlete inlete içine girip çıkan alete, zevkten şehvetten kendinden geçmiş karımın yarılıp zorlanan am dudaklarına bakıyor, bilinçsizce haykırdığı zevk sözcüklerini dinliyordum.

Duvar saatine baktım. Üçbuçuk… Sabah vardiya bitene kadar o saatin akrep yelkovanının ilerleyişini izledim sabırsızlıkla… Saat yedide makinayı kapatıp fırladım yerimden, temizlenip çıktım, arabama bindim. Sabah güneşi pırıl pırıldı. Henüz tenha olan yollarda olabildiğince hızlı sürdüm arabayı… Mahalleye girdiğimde fırına uğradım her zaman yaptığım gibi… Börek, çörek, sıcak ekmek bir şeyler aldım, evin yolunu tuttum.

Apartmanın giriş kapısında yöneticiyle karşılaştım. Erken saatte işe gidiyordu adam, beni görünce durdu,

“Efe? Günaydın.”

“Günaydın” dedim, geçip gidecektim kolumu tuttu,

“Sen işten mi geliyorsun yoksa?” Kafası karışmış gibi bakıp duruyordu suratıma…

“Evet abi…” dedim. “Gece vardiyası vardı, yeni çıktım. Hayrola?”

“Şeyy…” dedi başını kaşıyarak… “Dün gece sizin daireden baya gürültü geldi de… Sesler filan… Gece yarısından sonraydı. Sen evdesin zannetmiştim.”

“Ne gibi sesler abi?”

“Neyse… Boş ver… Sonra konuşuruz… Yorgunsun zaten…” Gözü bende, tatmin olmamış gibi bakıyor, omuzunun üstünden baka baka yürüdü gitti.

Anlamıştım olayı… Karım ve eve aldığı herif sevişirlerken epey gürültü yapmıştı herhalde… Yönetici de benim eve sabah geldiğimi görüp, gece evde karımı zevkten bağırtanın ben olmadığını anlayınca bana bir şey söyleyemeden çekip gitmişti.

Anahtarımla dairenin kapısını açıp sessizce içeriye girdim. Elimdeki poşetleri mutfağa bırakıp çay makinasının düğmesini açtım. Yarım saate kadar çayımız hazır olurdu. Sonra da yatak odasının yolunu tuttum. Parmaklarımın ucuna basıyordum. Banyonun kapısı aralık duruyor, içeriden su şırıltısı geliyordu. Durup başımı uzattım. Duşakabinin içinde duş alan biri vardı. Karım değildi içerdeki, aşığıydı.

Yatak odasına yöneldim. Karım sereserpe uzanmış yatıyordu yatakta… Çırılçıplak… Uzun saçları yastığın üzerine yayılmış, nefes alış verişleriyle irice göğüsleri inip kalkıyor, bacakları aralık, çarşaflar buruş buruş olmuş, nevresim yataktan sarkmış… Tam bir seks yatağı… Kıyasıya sevişilmiş, uzun saatler süren bir seks yaşandığı öylesine belli ki yatağın darmadağın olmuş vaziyetinden…

Büyülenmiş gibi gözlerimi manzaradan ayıramıyordum. Tam bu sırada varlığımı hissetmiş gibi gözlerini açtı karım… Beni görünce gülümsedi. Kollarını iki yana açıp gerindi. Uykulu, yorgun, kösnül fakat doymuş, dingin bir dişilik vardı hareketlerinde…

image
“Geldin mi kocacım?” dedi uykulu uykulu…

“Geldim.” dedim kısaca, gözlerimi ondan ayırmadan… “Ne yaptın sen böyle aşkım?”

Saçının telinden ayak parmaklarındaki kırmızı ojeli tırnaklarına kadar her ayrıntıya bakıyordum. Genelde boynunda, gerdanında morluklar… Yer yer bacaklarında, belinde, kalçalarında kırmızı izler… Am dudakları kızarmış, hırpalanmış, ıslak… Dudakları öpülmekten, ısırılmaktan şişmiş, kabarmış, iştah açıcı bir kırmızılıkta… Gözlerinin altı morarmış, yorgun, mahmur bakıyor…

“Çok hırpaladı beni… Hadi, sen de soyun, yanıma gel…” dedi bacaklarını aralayarak… İki eliyle kasıklarını tutmuş, amının dudaklarını açıp bana gösteriyordu. Baktım, beyaz sperm bulaşıkları hala kıvrımların arasında duruyordu.

Bir an bile düşünmeden üzerimdekileri hızlı hareketlerle çıkarırken sordum,

“Doymadın mı daha?” Cevabını beklemeden çırılçıplak, bacaklarının arasındaki yerine süzülmüştüm bile… Yakından baktım karımın sikilmiş, hırpalanmış kadınlığına… Derin bir nefesle karımın kadınlığının, kıvrımlardaki yabancı erkek spermlerinin kokusunu ciğerlerime çektim. Saçlarımı okşadı,

“Öp…” diye mırıldandı. “Öp onu kocacım… Amımı öp… Yala…” İçten içe hemen bir anda dalmak için delirsem de tereddüt ediyordum yine de…

“Şey…” dedim. “Aşığının dölleri var hala…”

“Yaa… Biliyorum. Yala onları bebeğim… Hoşuna gidecek, eminim. Duş dolu şu anda… Erkeğim var duşta… Sen dilinle temizleyiver şimdilik… Aygır gibi herif, bütün gece içime boşaldı. Vıcık vıcık döl oldum. Yatağı bile suladık baksana… Sırılsıklam çarşaflar…”

image
Yaladım. Önce dilimin ucuyla dokundum. Sonra da bir köpek gibi karımın sikilmiş, içine döller akıtılmış amını yalamaya başladım. Karımı siken adamın döllerini büyük bir zevkle yalıyor, tadını almaya çalışıyordum. İnanılmaz…

“Mmmm….” diye zevkle kıvrandı Nil… “Ohhh… Yala aşkım… İyice yala, tertemiz yap…”

Yaladım. Tam istediği gibi… Pırıl pırıl parlayana, tertemiz olana kadar yaladım amcığını… Sperm kalıntılarını dilimle alıp alıp yuttum. Vakumlayıp emdim. İşimi bitirince başımı biraz geriye çekip eserime baktım. Karım yastıktan başını kaldırmış, zevkten gözleri kaymış, ne yaptığımı izliyordu yattığı yerden… Ben duraklayınca saçımdan tutup haşin bir tavırla kendine, yukarıya doğru çekti beni…

“Ahh…” diye saçımın acısıyla inlerken ellerimin, dizlerimin üstünde isteğini yerine getirdim. Bacaklarının arasından karnını, göğüslerini yalaya yalaya yukarıya çıktım, üzerine eğildim. Dudaklarımdan öptü beni… Öpüştük…

image
“Oh, benim pezevenk kocam…” dedi sonra… Yanına devrildim. Çıplak bedenine sarıldım. Sertleşmiş pipimi tutup okşadı.

“Mmm… Çay kokusu geliyor. Bize çay mı demledin yoksa…?”

“Evet canım… Size çay demledim. Tazecik simit, börek filan da aldım. Kahvaltıyı üçümüz beraber yaparız.”

“Ah benim düşünceli kocam… Karısının sevgilisini de düşünürmüş. Bir tanemsin sen benim…” Güldü sonra, alnıma dokundu parmaklarıyla,

“Boynuzların da çok yakıştı sana kocacığım…” Dudaklarımı büzüp sitem ettim karıma, şakalaştım,

“Yaaa… Söyleme öyle aşkım… Boynuzlu filan…” Eğilip dudaklarımdan öptü karım…

“Yalan mı ama? Boynuzladım seni işte… Hoşuna gidiyor değil mi? Aslında teknik olarak seni aldatmış sayılmıyorum, her şeyden haberin oluyor ama, yine de boynuzlusun işte… Boynuzlanmaya, benim başka erkeklerle sikişmeme bayılıyorsun. Zevk alıyorsun, değil mi aşkım?” Güldüm, kıvranarak,

“Biliyorsun nasıl zevk aldığımı, soruyorsun bir de… Ne domuzsun sen…”

“Ben domuzsam sen de geyiksin bebeğim… O boynuzlarını uzatıp büyütücem senin… Pırıl pırıl yapıcam, gör bak…”

Tam o sırada aşığı girdi içeriye… Karımın bana gönderdiği resimlerdeki koca yaraklı adam… Tahmin etmeliydim bunu… Komşunun sporcu oğlu… Mert…

Duşunu almış. Çırılçıplak… Uzun ıslak saçlarını elindeki havluyla kurulamaya çalışıyordu. Birden yatakta iki kişi olduğunun ayırdına vardı, kalakaldı. Şaşkın, gözleri açılmış, hayretle bize bakıyordu.

Yatak odamızda, bacaklarının arasında yarı sert sikiyle, kaslı bedeniyle, çırılçıplak bir erkek bize bakıyordu… O anda kendimi fazlalık gibi hissettim. Sanki buraya ait olan ben değilmişim, bu yatağın, karımın sahibi o imiş gibi…

image
“Gelsene Mert…” dedi karım gülümseyerek… “İşte sana anlatıp durduğum kocam… Efe… Bu da Mert… Komşumuzun oğlu…”

Sanki yolda karşılaşmışız, eski okul arkadaşıyla kocasını tanıştıran bir ev kadını edası vardı üstünde… Mert neden sonra aklına gelmiş, elindeki havluyu önüne örtüp sikini saklamaya çalışırken yüzüme baktı, bir şey söylemek istedi, söyleyemedi. Nil şuh bir kahkaha atarak güldü onun sikini saklamasına…

“Aşkım, neden çekiniyorsun? Kocam senin saklamaya çalıştığın her şeyini gördü, çektiğimiz resimleri gönderdim ona… Sikini yalarken, sen beni sikerken… Gelsene buraya…”

Emekli Arkadaşım

Öğrencilik yıllarım İstanbul’da geçti,1-2 sene yurtta kaldıktan sonra aileme eve çıkmak istediğimi söyledim,annemin yardımıyla ,Altunizade taraflarında ,bahçe katı bir ev tutuverdim,2 oda 1 salon sakin bir sokak,bahçede ağaçlar,çiçekler,iyi ışık alıyor,yemek yapıyor,çay demliyorum ,bazen arkadaşlar geliyor,bende kalıyorlar,zaman zaman kız arkadaşlar ediniyorum,kısacası keyfim yerinde,çantam omzumda ,okuldan çıkıp istediğim yere gidip geziyorum.Birkaç zaman sonra bir televizyon ve DVD player aldım,birde bilgisayarım var masaüstü.Cumartesi günleri ,bazen çok azdığımda diğer günler Kadıköy’deki sex shop’lardan porno DVD kiralıyorum,seyredip 1 hafta sonra değiştiriyorum,aynı şekilde takılan bir arkadaş grubunda aldığımız filmleri değiştirerek seyrediyoruz,başlarda kabullenmesemde biseks filmler ayrı bir hoşuma gidiyor,onları saklıyor,kimseye vermiyorum.MMF filmler görünce hemen alıyor seyrediyorum derken sağlam bir koleksiyon sahibi oluyorum.Okuldan erken çıkıp azgınlıktan kendimi dükkana atıp film seçmeye başladığım bir gün-filmleri katalogdan seçiyoruz- az ilerde oturan 50’li yaşlarda bir adam gözüme çarpıyor,efendi tipli,utanarak bakıyor kataloğa,epey baktıktan sonra bırakıp kalkmaya davranınca,afedersiniz abi birşey beğenemediniz galiba diyorum,kızararak bilmiyorum diyor,ben pişkinliği ele alıp yardım öneriyorum,utanarak kabul ediyor,yanına geçip oturuyorum,nasıl filmlerden hoşlanırsınız diyorum,konulu diye cevap veriyor,5-6 film beğenip getirilenleri çantalarımıza koyarak birlikte çıkıyoruz.Tanışalım deyince adının Mehmet olduğunu,kamudan emekli olduğunu,evli ve 2 çoçuğu olduğunu öğreniyorum,arabasıyla gelmiş,kırmızı bir Opel bırakmayı öneriyor tamam diyorum,eve gelince teşekkür ederim deyip inerken telefon numaramı verip isterse seyrettikten sonra filmleri değişebileceğimizi söyleyip ayrılıyorum.3-4 gün sonra telefonumumda abinin sesi utanarak istersem bana filmler için geleceğini söylüyor,buluşup filmleri değişiyoruz.Verdiğim filmler arasında 1 tane biseks var,gençler oynuyor,çok beğenerek seyretmişim.Birkaç gün sonra sözleşip filmleri deişmek için sex shop’ta buluşuyoruz,daha rahatlamış gözüküyor,filmler nasıldı diye sorunca biseks filmi beğendiğini söylüyor.Bu sefer birlikte seçip araya bolca biseks sıkıştırıyoruz,beni yine eve bırakıyor,ayrılıyoruz.Adama iyice kanım ısınıyor,güvenilir,efendi.Soğuk ve karlı geçen bu kış mevsiminde pazarları yapacak en güzel şey kahvaltıdan sonra pornoları alıp dizilmek-öyle yapıyorum,uzanmış seyrederken telefon çalıyor,bakmıyorum bir daha çalıp açınca bizim emeklinin sesi geliyor’müsaitsen sana gelebilirmiyim evde temizlik var’buyur gel diyorum zaten Acıbadem’de oturuyor 20 dk sonra kapıda ,elinde bir börek kutusu ve çantası,zaten çayı demlemişim ,börekleri yerken konu filmlerden açılıyor nasıl seyredebildiğini soruyorum,millet yattıktan sonra-kızıyla,eşi ,oğlan evli -filmleri sakladığı yerden çıkarıp izlediğini söylüyor.Filmlerden konuşmaya başlıyoruz,biseks filmlere bayıldığını itiraf ediyor,birde aile içi olanlara,konuştukça zevklerimizin benzeştiği ortaya çıkıyor,sonra hoşumuza giden sahneleri konuşmaya başlıyoruz,O’da bana filmdeki bir otostop sahnesini anlatıyor kadınla erkek yoldan bir adam alıp bir süre sonra arabada sevişmeye başlıyorlar,bakalımmı diyorum olur diyor,filmi koyarken elim hafif titriyor,sahne seçimlerinden bahsettiği yeri buluyorum,hakikaten enfes,adam oldukça yakışıklı , aletide öyle,aramızda çıt çıkmadan seyrediyoruz,Mehmet Abi kızararak izliyor,çayları tazeleyip dönerken hafifçe karıştırdığını görüyorum,yaklaşık 1 saat sonra izin isteyip gidiyor,ayrılırken DVD’cide buluşmak için sözleşiyoruz,sonraki günlerde bu muhabbet bu şekilde sürüp gidiyor,filmler alıp izliyor sonra değiştirdiklerimizi izliyoruz,evine davet edilip eşi ve kızıyla tanışıyor neredeyse evin bir parçası oluyorum,ev telefonlarından bile arayabiliyorum,beni verirken şerlok arıyor diyorlar,sanki olayı biliyor ama anlamazdan geliyorlar,modern aile.Yine bir araya geldiğimiz pazarlardan birinde oturup film izlerken biraz arka tarafımda oturan Memet Abi’nin sikini karıştırdığını hissediyor,abi lütfen rahat ol istersen çıkarabilirsin diye takılınca kıpkırmızı oluyor, ben zaten iyice azmış halde donu indiriyorum bak abi işte benimki hadi sende göster diyorum,çok yaramazsın diyerek itiraz ediyor,ben hadi abi diye ısrar edince elini bayağı bir içeriye sokup ,nerdeyse kolunu bile pantolonuna sokarak kazık gibi olmuş kocaman kafalı güzel bir alet çıkarıyor,abi seninki benimkinden daha büyük diyorum utanarak yo be aynı diyor,hemen küloduna koyarak toplanıp ayrılmak için izin isteyince bende utanıyorum.Nerdeyse 10 gün aramaya utanarak geçerken,bir akşam arıyor naber sesin çıkmıyor yaramaz diyor öyle seviniyorum anlatılmaz,DvD dükkanında buluşup yeni filmler alıyoruz,pazar buluşmak üzere ayrılıyoruz.Cuma,cumartesi geçmek bilmiyor,pazar sabahın köründe uyanıp kahvaltı hazırlıyorum,derken erkenden damlıyor bizimki,çay,kahve,muhabbet derken filmleri çıkarıyoruz,ikimizinde sesi çıkmıyor,tuvalet için izin isteyip kalkıyor,ben yine donu inidiriyorum,beni görünce gülüyor,abi seninkinide indireyim bırak diye kemerine sarılınca ,lütfen yapma diyor ,bozulduğumu görünce kulağıma yaramaz çocuk boşalırım yapma diyor.Sevinçten içim içime sığmıyor,abi nolur deyince pantolonunu indiriyor,külodu hala üzerinde ,derken onuda indiriyor,şahane yarağı var,istemsizce elimi uzatıyorum ,sıcacık ,kalınca ,koca kafalı elime zor sığıyor,hemen izin isteyip külodunu giyiyor.Artık daha rahat davranıyor kafası esince çatkapı geliyor.Birbirimizle iyice kaynaşıp sırdaş oluyoruz,bir sabah dersten çıkıp kantine giderken arkadaşlar beni birinin beklediğini söylüyorlar,Memet Abi inanamıyorum,hemen eve gidip filmleri seyretmeye başlıyoruz,bir zanman sonra kendisi donunu indiriyor bende,elime alıyorum yaramaz zonkluyor,O’da benimkini eline alıyor,aniden bir öpücük konduruyor kafasına aklım gidiyor aynı şekilde cevap veriyorum aleti biraz sperm biraz kimyasal birşey kokuyor,elimden bırakamıyorum,birden oooofff diyerek fışkırtıyor ,en az yarım metre kocaman taşaklar bir sürü sperm toplamış,saçılıyor,yolcu edip temizliyorum.Akşam telefon açıp özür diliyor ,saçmalama abi müthişti diyorum,yapma diyor çok zevk aldım.İple çekiyorum buluşmayı,O’da benden aşağı değil,cumartesi sabahın köründe kapının dürbününde görünce sevinçten havalara uçuyorum,birlikte film seçip seyretmeye başlıyoruz,artık pozisyon aynı ellerimiz birbirinin sikini avuçlamış arada masum öpücükler aletlerimizi şımartıyor.Bazı filmlerde müthiş heyecanlanıyoruz,Taboo2 diye bir film seyrediyoruz ,titreyerek birden sikini ağzıma alıyor emmeye başlıyorum daha dilimi koymadan yaramaz çocuk çek ağzını diyerek fışkırıyor ,kaçıramıyorum damağıma sıcak spermler fışkırıyor,tuzlu tuzlu.Artık filmleri böyle seyrediyoruz birbirimizinkini yalayarak getiriyoruz,bu arada benim mezuniyet tezi geliyor dersler ağırlaşıyor,Memet abi yazın memleketine gidiyor,ayrılıyoruz ama hala telefonda arasıra eskiyi yadederiz,neredeyse 8 yıl geçti,tadı hala damağımda.

Baba kız delirmeceler 1

Karım ve kızım ile mutlu bir aileydik. Tabi zaman zaman sorunlar yaşadık ama aştık sayılır.
Kızımla bildim bileli çok yakındık. Hatta annesi ile sürekli tartıştığı zamanlarda bile hem yanında oldum. Babası olarak hep arkasında olduğumu kendisine defalarca söyledim.
Liseye geçince, hal ve tavırları değişmeye başlamıştı. Kadınlığını fark ettiği dönemlerdi sanırım, saatlerce telefonda konuşuyor odasından çıkmıyordu. Bu arada onu azıcık tanıtayım, 1,65 boyunda sanırım 55 kg güzel bir kız. Azıcık yaşından büyük gösterir. Beraber gezdiğimiz zamanlarda adamların bakışından rahatsız olsamda kızıma çok belli etmezdim.
Son zamanlarda internette genç kızlara merak sarmıştım özellikle liseli başlıkların okur, yolda yürürken birisini görürsem özellikle açık saçıksa kızım olarak hayal ederdim. Kendime hakim olamıyordum artık. Evimde benim kızım değil, seksi liseli bir kız vardı artık gözümde. Nasıl yanaşırım ne tepki verir bilmiyordum ama zamanım çoktu yavaş yavaş alıştıracaktım onunla kendimin birlikteliğine. Sonuçta yakışıklı bir insanım paramda var. Neyse , her akşam kızımın odasına gidip okulun nasıl geçtiğini sorar ilgilenirdim. Bazen cevap vermezdi. Bazen başından savardı ama ben devam ederdim. İşte bu yaşlarda erkeklere dikkat etmesini, ama hepsini tanımasının önemini anlatırdım. Sürekli her konuda arkasında olduğunu, seks konusu dahi hata yaptığını düşündüğün her anı benimle paylaşmasını hiçbir şey saklamamasını ısrarla kafasına işlemeye başladım.
Ama özellikle erkeklerle beraber olmasını teşvik ediyordum. Giydiği kıyafetler kapalı ise, “sen çocuk musun?, artık büyüdün daha kadınsı kıyafetler giy” gibi şeyler derdim. “sonuçta sen kadınsın ve bunu kullan, inan bana kızım her aşamanda her erkeği idare edebilirsin” derdim. O da bana gülüp, “ya baba çok iyisin arkdaşların babası kıskançlıktan nefes aldırmıyor ama sen benim gerçekten özgüvenimi yerine getiriyorsun” dedi. Bende önemli değil, saklı gizli bir şey olmasın aramızda annen bile bilmesin bana anlat derdim.
Daha da rahat oluyordu benim yanımda okul kıyafetleri ile yanımda uzanıyor hatta bazen önümde gömleğini felan çıkartıp t shirt giydiği zamanlar bile oluyordu. Beni sanırım baba olarak gördüğü için böyleydi. Bir gün yine üstünü değiştirirken giydiği siyah küçük sütyenden taşan göğüslere gözüm takılınca , kızdı bana. “baba nereye bakıyorsun saçmalama “ dedi. Bende kızım özür dilerim, erkeklik işte yanlış anlama felan diyip geveleyip odadan çıktım.
Bir gün eve ağlayarak geldi, annesi alt komşuda olduğu için ben yanına gittim. Önce odadan çıkmamı istedi ama kıyamadım yanına gittim. Ne oldu lütfen anlat dedim. “baba açık olmamı sen istedin, ben yaklaşık iki aydır bizim üst sınıftan bir çocukla çıkıyorum, tabi haliylen ufakda olsa birbirimizi tanıyorduk”. Nasıl , dedim. “baba çok açık olamıyorum, anla işte öpüşme koklaşma işte” dedi.
Ben hafiften azdım, nasıl anlat lütfen bilmem lazım ne kadar ilerlediniz. Suratım azıcık garip garip baktı,” ya işte sınıfta yalnız kalınca öpüyordu beni, tabi bende karşılık veriyordum. Okulun soyunma odasında eteğimi sıyırıp bana sarılıp,işte pantolonun üstünden kendi organını elletmeler felan “ dedi.
Benim sikim kalkmaya başlamıştı çaktırmamaya gayret ediyordum. Eee ne var bunda dedim. “işte bende zevk aldıkça ileri gitmeye karar verdik. Neredeyse hergün bir köşede elleşip konuşuyorduk. Bugün bana benimle birlikte olmayı teklif etti.” Bende sen ne dedin dedim. “tabiî ki olmaz dedim ama çok ısrar etti. Bende “bekaretimi vermem evlenmeden dedim” o ise o zaman arkadan yapalım dedi. Bende “oha “ dedim. “baba tepki vereceksen anlatmayım diyince “tamam sustum “ dedim.” Önce düşündüm, sınıftan birkaç arakdaşım denemişti onlara sordum durumu anlattılar. Onu kaybetmekte istemiyordum. Kabul ettim. Çok sevindi akşam okul çıkışı evine gittik. Odasına gider gitmez beni öpmeye başladı. Önce ittim ama sonra bende ona katıldım.Baya seviştik, o pantolonun indirmişti, benimde eteğimi indirdi.Denedik.” dedi. Sonra “baba bunları anlattığıma inanamıyorum lütfen yeter bitirelim konuşmayı “ dedi. Bende “kızım bak açık ol, sorun varsa beraber çözelim saklama çözüm değil lütfen anlat” dedim. Azıcık düşündü “tamam o kısımları hızlı geçiyorum.Denedim canım çok yandı, dur dedim.Durmadı daha da zorladı artık beni köşeye sıkıştırdı. Acıdan ölüyordum yalvarıyor çığlık atıyordum, durmuyordu. Kendini kaybetmişti, sonra yalvarmaya ağlamaya başladım am ayine durmuyordu. O kdar canım yanıyordu ki bayılacam sandım.Hatta bayılma numarası yaptım ama hayvan orada bile devam etti. En sonunda işi bitince beni bıraktı”. Bir köşede baya ağladım. Azıcık kanamada olmuş. Canım hala yanıyor. Sonra benimle hiç ilgilenmedi. Evden biran önce çıkmam gerektiğini söyledi ailesi gelecekmiş. Kullandı beni içim çok yanıyor” dedi.
Ben artık boşalacaktım. Kızım arkadan vermişti. Kendini siktirmiş ve bana anlatmıştı. Aylardır konuşmalarım işe yaramış ve bana bunları anlatmıştı. Gittim saçını okşayarak “kızım öncelikle güvenmediğin kimsenin evine gitme, böyle bir durum yaşadığın için üzgünüm. O arkadaşının hayvanlığı tatlı dille daha farklı anlar yaşayabilirdim. İlkinin bu olması hoş olmadı ama her erkek böyle değil lütfen korkma ama o hayvanla bir daha konuşma. Onu azdır ama elletme kısacası.Daha anlayışlı erkeklerl beraber ol acele etme “dedim. O da teşekkürler baba şimdi çıkar mısın krem sürmem lazım.Ayrıca annem bilmesin lütfen dedi. Bende merak etme dedim ve odadan çıktım.
Direkt banyoya girip kendimi tatmin ettim. O siken çocuk yerinde olmak için neler vermezdim. O gün iki kere bu anı düşünüp yıllar sonra kendimi tatmin ettim.
Ama sonuçta kızım artık sikin tadını almıştı bakalım daha neler yapacaktı.

Zayıf Çocuk Kalın ve Uzun Yarrağı

adım Aylin, Ankarada yaşıyorum. 35 yaşında ve dulum, 6 sene önce kocamdan boşandıktan sonra birdaha evlenmedim. 1,70 boyunda, balık etli, ince belli ve dolgun kalçalıyım.
Annemle birlikte yaz tatili için Aydın’a gitmiştik. Orada eski komşularımızla Güzelçamlıya deniz kenarına gittik, ben, annem, komşumuz Sibel teyze ve onun 16 yaşındaki cılız torunu Emre ile. Hem piknik yaparız, hemde biraz yüzeriz diye.
Piknik yaptıktan sonra ben biraz yüzmek istedim. Annemler zaten pek denize girmezler, oturup sohbet etmek istediler. “Kızım siz Emreyle gidin yüzün, eğlenenin…” dediler. Emre dünden razıydı, “Hadi gidelim Aylin abla!” dedi, kalktık girdik denize.
Suda biraz oyalandıktan sonra ben Emreye sordum, “Emre sen bilirsin, buralarda sakin bir yer var mı, hani kimse rahatsız etmeden biraz güneşlenebileceğim?” diye. “Var abla, şu kayaların arkasında küçük bir sahil var, tenhadır, hele bugün haftaiçi kimse gelmez.” dedi. Annemlere seslendik, “Biz kayalıkların oraya gidiyoruz.” diye ve yüzerek oraya gittik. Küçük bir sahildi ve kumu çok güzel, temizdi. Emrenin dediği gibi bizden başka kimse de yoktu.

Kumlara uzandık yan yana, güneşlenmek için. Emreye sordum, “Bikinimin üstünü çıkarsam olur mu, göğüslerim biraz esmerleşsin?” dedim. Emre hemen, “Çıkar abla, kimse görmez! Arasıra turistler de üstsüz güneşlenirler burda!” dedi. “Bana bak, kimseye söylemezsin dimi?” dedim. “Yok valla söylemem, çıkar!” dedi.
Ben etrafa birdaha bakındıktan sonra bikinimin üstünü çıkardım. Emre çıplak göğüslerimi görünce gözlerini alamadı tabi. Anladığım kadarıyla Emre buraya üstsüz güneşlenen turistleri dikizlemeye geliyordu. Fakat sanırım ilk defa bukadar yakından görüyordu çıplak göğüsleri. Ben gözlerimi yumdum ve vücudumu yakan sıcak güneşin tadını çıkarmaya başladım.
Birkaç dakika sonra gözlerimi açtığımda, Emre mayosunun üstünden kalkık sikiyle oynuyordu. Kafamı kaldırınca utandı ve hemen elini çekti sikinden. Ama ben mayosunun önüne bakınca şaşırdım, 16 yaşında ve öylesine cılız bir oğlanın siki nasıl oluyor da kadar büyük ve kalın oluyor diye takıldı kafama. Doğruldum ve hemen bikinimin üstünü giydim, “Gidelim artık…” dedim. Kalktık yüzerek tekrar annemlerin yanına gittik.

Annemlerle biraz oturduk, birşeyler içtik. O sırada plajda turistlere Atlarla Safari yapan biri geldi. 3 tane at, atın birisine binmiş, diğer iki atın da yularından tutmuştu. Emrenin tanıdığı bir arkadaşıymış, Emreye sordu, “Safari yapmak istermisiniz Emre?” diye. Emre de bize sordu. Ben, “Yapalım…” dedim, ama annemler istemediler, “İstiyorsanız siz yapın.” dediler. Emre de, “Ozaman Safariye gerek yok, ben güzergahı biliyorum, ikimize bir at yeter.” diyerek, arkadaşından atın birini 2 saatliğine kiraladı. Emre ata bindi, ben de arkasına oturdum, normalde Safari yapılan Ormana doğru dolaşmaya çıktık.
Atın üstünde Emreyle hem muhabbet ediyor hem de yavaş yavaş gidiyorduk. Biraz ilerledikten sonra ben Emreye iyice yaslanmışım farkında değilim. At sendeledikçe düşmemek için arkadan Emreye iyice sarılıyor, cılız vücuduna daha da yaslanıyordum. Bu durum hoşuma gitmeye başladı. Emrede sadece şort vardı ve üstü çıplaktı, bende de alt üst bikini ve sadece hasır şapkalar vardı başımızda.
Hava çok sıcak ve nemli olduğundan ve ben Emreye sıkıca sarıldığımdan dolayı ikimizin de vücutları terlemişti. Emreye, “Bikinimin üstünü çıkarabilirmiyim Emre? İnsanlar varmıdır buralarda?” dedim. Emre, “Rahat ol abla kimse olmaz, haftaiçi!” dedi. Bikinimin üstünü çıkardım sadece bikinimin altı kalmıştı.
Göğüslerim Emrenin sırtına iyice yapıştı. Bir süre daha gidince, aklıma Emrenin siki geldi, kaldırdı mı diye yoklayayım dedim. Atın sendelemesini fırsat bilerek, Emrenin göbeğine doladığım ellerimi aşağıya indirdim, kerata dikmiş sikini, sem sert olmuştu. “Ne bu Emre? Ayıp değil mi?” dedim. “Abla valla elimde değil, kendiliğinden oldu!” dedi. Hem hoşuma gitmişti, hemde çocuğun durumuna üzülmüştüm, “Biraz da ben süreyim mi atı Emre?” deyince, dünden kabul etti. Hemen inip arkama oturdu. Bu sefer o benim vücudumu tutmuş vaziyette giderken, iyice arkama yaslandı.
Aramızda hiç boşluk kalmamış, büyük ve kalın sikinin sertliğini kalçalarımda hissediyordum.
Kasıtlı olarak, atın başını seviyormuş gibi yapıp biraz öne eğildim ve kalçalarımı biraz havaya kaldırdım. Emre de bunu fırsat bilip iyice sokuldu altıma. Artık Emrenin sert siki amıma sürtünüyordu, daha da hoşuma gitmişti bu durum. “Biraz mola verelim mi Emre?” dedim. “Tamam abla verelim.” dedi. Attan indik aşağıya. “Bak Emre burada yapacaklarımız sır kalacaksa sana bir sürprizim var.” dedim. Emre sanki ne yapacağımızı sezinler gibiydi, “Tamam abla, sır kalacak!” dedi. Atı yularından bir çalıya bağladık. Emrenin elinden tutarak bir ağacın altına geçtik. Emreyi ağaca yaslayıp, önüne çömeldim ve mayosunu indirdim.
Cılız oğlanın kocaman ve kalın siki dimdik önümde duruyordu, elime alıp okşamaya başladım. Emre hiç konuşmasa da, çok hoşuna gittiğini anlayabiliyordum. Biraz sikini okşadıktan sonra, busefer ağzıma aldım tazecik sikini ve yavaş yavaş emmeye başladım. Zevkten dört köşe olmuştu çocuk. Emmeyi bıraktım ve kalktım, biraz daha emmeye devam etsem kesin ağzıma boşalacaktı.
“Emre beni sikmek istermisin?” deyince, “Zaten hep hayalini kuruyordum!” demez mi. “Tamam o zaman gel!” dedim. Ağacın gövdesine iki elimle tutunarak domaldım, kalçalarımı biraz yukarı kaldırıp, belimi de aşağıya indirdim, “Hadi sok!” dedim.
Emre belimi tutup sikini amıma sokmaya çalıştı, ben de biraz yardım edince soktu ve gidip gelmeye başladı. Ama ben daha zevkimi alamadan hemen boşaldı. “Emre naptın?” dedim. Utanarak, “Dayanamadım abla…” dedi. Emrenin sikini tekrar ağzıma alıp yalamaya başladım. Siki tekrar kalkınca hemen sikmek istedi yine. “Dur bakalım, şimdi sen yala bakalım!” dedim ve ağaca sırtımı yaslayarak bacaklarımı araladım.
Emre amımı yalamaya başladığında ben de artık iyice kudurmuştum. Tekrar önünde domaldım. Bu sefer kendisi soktu ve 20 dakikaya yakın gidip geldi amımın içinde. “Hızlı, yavaş…” diye komutlarla ritmi ben ayarladım ve sonunda ikimiz de aynı anda boşaldık…

Emreye, “Kimseye söylemezsen, tatilim bitene kadar kendimi sana hergün siktireceğim!”. Anlaştıkmı, dedim Emreden sözü aldım.tekrar Ata bindik ve sikini sürte sürte annemlerin yanına döndük.

Arkadaşımın Azgın Annesini Sikiyorum!

Selam sex severler, bundan 4 ay önce arkadaşımın annesini ilk defa nasıl siktiğimi paylaşmak istiyorum. Gezmeyi eğlenmeyi fazla seven biriyim, haftasonları Klüplere gider, sabaha kadar takılırım. Tabi bu takılmalarımda arkadaşım olan Serkan da olur yanımda. Serkanın dul annesi de kızardı, sabaha kadar gezmelermize, “Ne yapıyosunuz oralarda? Yabancı karılarla mı yatıyorsunuz? Hastalık falan kaparsınız!” diyordu sürekli. Serkanın annesiyle, yani Suna ablayla bayağı samimi konuşur olmuştuk son zamanlarda.

Yine bir akşam Serkanla Klübe gittik, orda daha önceden tanıştıgımız Rus karılarla buluşup, Serkanların evine atacaktık karıları. Serkan, annesinin evde olmadığını söylemişti. Neyse Rus karılarla buluştuk, biraz içip, eğlenip, tam kalkmak üzereyken, Serkana annesi telefon açıp, evde olduğunu söyledi. Planlarımız alt üst oldu tabii. Ama ben Rus karıyı sikmeyi kafaya koymuştum. Serkana, “Hadi karıları alıp otele gidelim!” dedim. Serkan da, “Yok, sen takıl, ben eve gidecem!” dedi. Tabi Serkana kızdım, bu geceyi beraber planlamışız, yavşak sonradan kayış atıyor. Aramızda tartıştık, Serkan bozuk bir şekilde çıkıp gitti. Ben de Rus karıyı alıp otele gittim. Bir posta siktikten sonra Serkanı aradım, her nekadar kızgın da olsam, arkadaş işte, merak ettim. Ama cep telefonu kapalıydı. Ben de evini aradım, eve gitti mi diye sormak için…

Telefona annesi çıktı ve “Serkan evde değil, senle beraber diye biliyordum!” dedi. Ben de, “Aramızda tartıştık, o da çıkıp gitti!” dedim. Annesi de, “Sen nerdesin peki?” dedi. Otelde olduğumu söyledim. Bana, “Yine yabancı karı mı var yanında? Bak birgün hastalık kapacaksın!” gibi şeyler söylemeye başlayınca, ben de dayanamdım ve “Ne yapayım Suna abla, sokaktaki karılara mı tecavüz edeyim?” dedim. O da, “Bul birini, sürekli onla takıl!” dedi. Ben de, “Herzaman aynı yemek yenmez ki!” dedim. Suna abla da, “Ben hep aynı yemeği yiyordum, ama bak şimdi onu da bulamıyorum!” dedi. Hem onun konuşmalarından, hemde alkollü olmamdan aldığım cesaretle, “Biz arayıp buluyoruz, sen de arasan bulursun, taş gibi hatunsun!” deyiverdim. O da, “Erkeler için aramak kolay oluyor da, kadınlar için zor!” dedi. Şakayla karışık, “Suna abla, istersen sana yardımcı olurum!” dedim. Birden ciddileşti, “Sen ne demek istiyorsun?” dedi. Ben de, “Bulalım iyi birini, evlendirelim seni! demek istedim…” dedim. “Tamam, hadi kapatalım telefonu, ben yatacam!” diyerek telefonu kapattı. Yanımda manken gibi Rus karı varken, nedense birden Suna ablayı canım çekti, Rus karıyı sikerken onu sikiyormuş gibi düşünerek siktim sabaha kadar.

Sabah otelden çıktım ve eve geldim. Suna abla benim geldiğimi görmüş, telefonla beni arayıp, “Serkan da yeni geldi eve, nerde sabahladıysa, hemen odasına gitti yattı. İşin yoksa arabayla beni alırmısın? Biraz konuşalım!” dedi. “Olur, işim yok!” dedim. “Tamam ben hazırlanayım, seni ararım!” deyip telefonu kapattı. Akşamdan beri hayalimde siktiğim Suna abla benimle konuşmak istiyordu, belki de sikişecekti benimle diye umutlandım, ama Rus karıyı okadar çok sikmiştim ki, Suna ablayı nasıl sikecektim? Hemen gidip Via.. hapı aldım. İki duble de Wiski içtim, daha rahat olmak için. Daha sonra beni aradı, hazır olduğunu, gelip kendisini almamı söyledi. “Tamam!” deyip almaya gittim…

Suna abla 44 yaşında, esmer, balık etli, gerçekten taş gibi kadın. Evet, o gün o da beni istiyor olmalıydı, giyinişinden anladım. Diz seviyesinde bir etekle, fileli çoraplarını giymiş, gelip arabaya yanıma bindi. Oturup üzerindeki kabanı çıkardığında, eteği yukarı doğru sıyrılmış, baldırlarını görüyordum. Bu da beni tahrik etmeye yetmişti, sikim kalkmış, pantolondan belli oluyordu. Benimle sikişmek istediğini hissediyordum, ama konuya nasıl girecektim, onu düşünüyordum ki, konuyu o açtı, “Akşam sen telefonda ne sapık sapık konuşuyordun?” dedi. “Ne sapıklığı yaptım ki?” dediğimde, “Bana taş gibi karısın falan dedin, bende gözün mü var yoksa?” dedi. “Yok valla, sen kadınlar erkekler kadar rahat bulamıyor deyince, ben de seni evlendirelim demek istemiştim!” dedim. “Ben bu saatten sonra evlenmem!” dedi…

Artık tamamen emindim, evlenmek te istemiyordu, ama azmıştı ve sadece kendini sikecek birini arıyordu. Tüm cesaretimi toplayıp, elimi bacağına koydum ve hafif sıkıp, “Yine kızma da, harbiden taş gibi kadınsın, istesen evlenmeden de herzaman bulursun!” dedim. Bana şöyle bir baktı ve elini önüme attı, sikimi sıkıp, “Sen de taş gibisin!” dedi ve gülümsedi. Artık ok yaydan çıkmıştı, fermuarımı açtım, sikimi çıkartıp eline verdim. O sikimi okşarken, ben de arabayı, akşam Rus karıyla sikiştiğim otele doğru sürdüm. Hemen bir oda kiralayıp anahtarı aldım ve Suna ablayla odaya çıktık. Hapın da etkisiyle sikim kazık gibi olmuştu. Odaya girer girmez, Suna ablanın beni yatağa itip, sikimi ağzına alması bir oldu…

Okadar iştahlı yalıyordu ki, ben de onu yanan amcığını yalamak istedim, hemen soyunup 69 yaptık. Amcığını yeni traş etmiş tertemizdi ve suları akıyordu. Hemen yumuldum amına, yalamaya başladım. Yarım saate yakın amının heryerini yalayıp, dilledim ve Suna ablayı çıldırttım. Resmen yalvarıyordu, “Hadi içime gir, sik beni, içimde patla!” diye. Onun yalvarması beni dahada azdrıdı ve “Tamam, senin amcığını yaracam şimdi!” deyip altıma aldım ve artık patlamak üzere olan yarağımı amına kökledim. Öyle derin bir Ohhhhh! çekti ki, sikilmeyi nekadar özlediği belli oluyordu. Ben amına pompalarken nerdeyse mutluluktan ağlamak üzereydi. Altımda nekadar orgazm oldu bilmiyorum ama, ben sabaha kadar sikişmemin ve hapın da etkisiyle, ancak 45 dakika sonra amına boşaldım. “Ohhh erkeğim benim!” diyerek dudaklarımdan öptü ve sigara içmeye başladık.

Sigaralarımız bittikten sonra, Suna abla sikimi ağzına alıp, yine yalamaya emmeye başladı. Kadın gerçekten yarrak hasretiyle yanıyormuş, okadar iştahla yalayıp emiyordu ki, benim yarrak kazık gibi oldu. “Erkeğim boğa gibisin, sabaha kadar karı siktin, halen sikin demir gibi oluyor!” dedi. Konuşmaları yetiyordu zaten sikimin kalkmasına. “Orospummm benim, seni düşünerek siktim Rus karıyı sabaha kadar, şimdi sikim nasıl demir gibi olmasın?” dedim. Hoşuna gitmişti ona orospum demem, “Hadi sikicim, erkeğim, sik beni, doyur yarrağına!” dedi. Bacaklarını omzuma alıp, yanan amcığına kökledim. Abartısız 1 saate yakın, evire çevire, her pozisyonda siktim. Ben onu sikerken, o da beni tahrik edecek sözler söyleyip, daha çok azdırıyordu. “Orospumm, daha önce bu amı neden siktirmedin bana!” diyerek yüzüne tokat attım…

Attığım tokat ta hoşuna gitmiş ki, “Siz nezaman Klübe gitseniz, yabancı karıları sikeceğinizi bildiğimden, her seferinde seni düşünerek, amıma sokmadığım salatalık kalmadı! Ama oğlumun arkadaşısın, beni sikmezsin diye birşey söyleyemedim! Bundan sonra ben senin karınım, orospunum! Bundan sonra istediğin zaman gel sik orospunu, senin kölenim ben, erkeğim, sikicim!” dedi. Artık ikimiz de kopmuştuk, saçlarından tutup bunu domaltım. Belliydi sert sikişten hoşlandığı, kalçalarına tokat vurup, “Orospumm, seni götten sikmek istiyorum! Götünü yarmak istiyorum!” dedim. “Daha önce hiç yapmadım, yapanlardan duyduğuma göre çok acıyormuş, lütfen çok acıtma!” dedi. “Korkmana gerek yok, ben daha önce çoook göt siktim, canını yakmayacağım, çantanda krem var mı?” dedim. “El kremi var!” deyip, çantasından kremi çıkartıp bana verdi…

Kalçalarını elleriyle ayırttırıp, göt deliğine kremi sürdüm. Büzüğünün etrafını kremleyip masaj yaparken zevk almaya başladı, inliyordu. Hakikaten daha önce hiç sikilmemiş, dar ve küçüktü göt deliği, parmağımı soktuğumda bile, “Yavaş!” diye bağırdı. “Alıştırıyorum daha aşkım, birazdan götünün kızlığını bozacam!” dedim. Herhalde fazla parmakladım ki, sabırsızlandı, “Hadi erkeğim yarrağını sok götüme, sik götümü!” diye inlemeye başladım. Artık götü kıvama gelmişti, sikime de kremi sürüp göt deliğine dayadım. Yavaş yavaş kafasını sokup biraz bekledim. Suna abla bağırmamak için çarşafı yırtıyor, yastığı ısırıyordu. Acıtmak istemiyordum, ama böyle yavaş sokarsam, uzun süre acı duyacaktı, onun için kalanını bir seferde kökledim götüne. Attığı çığlık beni daha azdırdı ve hiç bekletmeden, hızlı hızlı pompalamaya başladım götüne…

10 dakika çığlıkları eşliğinde götünü siktikten sonra, götü alışmış, artık zevkten inliyordu, “Sik erkeğim, heryerim senin, dağıt amımı götümü, parçala beni, doldur döllerini götüme!” diyordu. Ben de artık fazla dayanamadım ve götünün içine patladım. İkimiz de yorulmuştuk, sigaralarımızı yakıp içtikten sonra banyoya girdik. Banyoda birbirimizi yıkarken, yine kalkan sikimi, “Kurban olurum ben bu yarrağa!” diyerek ağzına aldı, yalamıyor resmen yiyordu. Ben de ona hakkını verip aslan sütü içirdim. Döllerimin bir damlasını ziyan etmeden hepsini yuttu ve sikimin içinde kalan döllerimi de, sikimi sıkarak çıkartıp yaladı…

Serkanla aramız halen bozuk, özellikle aramızı düzeltmiyorum ki, o sabahlara kadar tekbaşına Klüplerde yabancı karılara takılırken, ben evinde annesini rahat rahat sikiyorum :))

Çaycı Amca Götümü Yırttı

Sizinle paylaşmak istediğim anım bundan 3 yıl önce yaşandı. Önce kendimi tarif etmek istiyorum. Ben hafif esmer tenli uzun dalgalı saçlı 174 cm boyunda 20 yaşında bir kızım. Adım tugçe.
Bu olay lise sona giderken başımdan geçti. O zamanlar çok içine kapanık bir kızdım. Birkaç kız arkadaşımdan başka arkadaşım yoktu. Sabah erken kalkmam gerekiyordu. Ama gece hiç uyuyamadım. Alarm çaldığında duymamışım o yüzden okula geç kalmıştım.
Annem ve babam çok erken işe gittikleri için sabahları onları görmüyordum. Geç kaldığım için acele etmedim bende. Kalktım duş aldım. Odamı topladım. Kahvaltı hazırlamadım kendime Ve dışarı çıktım. Sahilde bazen kızlarla gittiğimiz ufak biç çay ocağı vardı. Sahibi 60 yaşlarında sevimli bir amcaydı. Oraya gidip çay içmek istedim.

Hava çok güzeldi. Çok keyifliydim. Denizin kokusu ve hafif esen rüzgar beni çok rahatlatmıştı. Çay ocağına gittiğimde kimseler yoktu.
Bende tam ocağın çaprazındaki tabureye oturdum. Aradan 5 -10 dakika geçti. Halil amca yani orayı işleten adam geldi. Hoş geldin çayı şimdi yaptım birazdan hazır olur dedi ve ocağın yanındaki masaya oturdu. Gazete okumaya başladı. Şu arka sayfalarında çıplak kadın resimleri olan gazetelerden. aslında biraz şaşırdım çünkü
Halil amca çok beyefendi ve kültürlü bir insandı. Ama birazda rahatladım çünkü ondan çok korkardık sigara içmek istediğimizde. Bende bundan cesaret aldım. ”Halil amca sigaran varmı” diye sordum o arada neye baktığını anladım.
Pornografik bir resime bakıyordu. ”Al tugçe” dedi. Sigaramı yaktım ve tabureme oturdum. Okula gitmiyecegimi bildiğim için kısa beyaz çorap giymiştim. Altımda beyaz üzerinde küçük ayıcık resimli ve artık popomu bile zor örten pamuklu kilodum. Beyaz ve göğüslerimi birazcık daha büyük göstersin diye taktığım telli sutyenimle ve uzun boyumla her erkegı bastan cıkartabılecek bir kızdım

. “Çay vereyimmi tugçe”…”evet Halil amca” dedim. Çayı bardağa doldurmak için arkasını döndü o anda ayağa kalktım ve elimi eteğimin altına sokup kilocumun amımı kapatmasını engellemek için yana doğru çektim. Tabureme oturdum etegımı dizimden biraz daha yukarı kaldırdım. Bacaklarımı hafıfce araladım. ”Buyur tugçe. Teşekkürler….
Dedim. Çayı verirken gözleri bacaklarımdaydı. Yerine oturdu. Gazetesine bakmaya devam etti. Çayımı içerken gömleğimden bir düğme daha açtım. Bacaklarımı araladım. Fark ettirmeden bana bakıyordu. Tüylerim birazcık uzamıştı. Halil amca ayağa kalktı dışarı çıktı. O anda kendimi kötü hissettim. Sanırım çok komik bir duruma düşmüştüm. 5 Dakika sonra geri geldi. ”Bi çay daha içermisin”.. ”Evet teşekkürler”.. Dedim. Şekerimi koydum.

Tuvalete gitmeliydim. Kalktım çay koyduğu yerin yanındaki küçük tuvalete gırdım. Etegımı kaldırdım kilodumu indirdim ve o anda tam karşımda 5-6 cm çapta bir delik olduğunu fark ettim. Gözetleniyordum. Kalbim hızla atmaya başladı. Ne yapacağımı şaşırdım. Ve en çılgın olanı yapmaya karar verdim. Halil amcanın o delikten bakarak beni tam olarak görebıldıgını anlayabiliyordum. Sağ elimi amımın üzerinde gezdirmeye başladım çok heyecanlıydım. Tüylerim avucumu okşuyordu sanki.
Hafıfce inlemeye başladım. Sol elımlede sağ göğsümü okşuyordum. O anda çay ocağının kapısının kilitlendiğini fark ettim. Artık buradan geri dönüş yoktu. Ayağa kalktım. Kilodum dizlerimdeyken tuvalet kapısının kilidini açtım. Kapı gıcırdayarak yavaşça açıldı. Tuvaletin içindeydim hala ve arkamı döndüm. Gözlerimi kapattım.
Kapının açıldığını duydum. Sonra kapanma sesi geldi. Hızlı bir nefes sesi. Çıplak popomda bir el hissettim. Sonra popomun üzerinde sıcak ve ıslak bir dil. Arkamı yalıyordu. Ama çok hızlı yapıyordu bunu. Dilin sıcaklığını hem göt deliğimde (buraları biraz kaba yazıyorum çünkü başka bi kelime daha iyi tasvir edemez) hem de amımda hissediyordum. Ve ayağa kalktı. Gözlerim hala kapalıydı. Dudaklarımı öpmek istedi fakat yüzü ve dili kokuyordu o yüzden istemedim. Saclarımdan tuttu ve aşağı itti beni.

Fermuarını indirdi. Dudaklarımın üzerinde sıcak. Sert ve ıslak. Kötü kokan penisi dolanıyordu. Ağzıma soktu. Ne yapmam gerektıgını bilmiyordum. Ağzımda gidip geliyordu. Tükürüklerim ağzımdan akmaya başladı. Basım donuyordu. Ve yaladığım şey kalp gibi atıyordu. Tadı ve kokusu çok kotuydu. Bı an durdu ve saclarımdan tutup ayağı kaldırdı.
Duvara yasladı yüzümü dizlerimi kırdı. Popomu iki tarafa ayırdı. Parmağını soktu. ıslaktı. Ama çok zor giriyordu ve çok acıyordu. Götdeligimde buz gibi bişey hissettim. Küçük ve artık iyice sivrilmiş elsabununu deligime sürmeye başladı. Sabunu yere attı. Orta parmağıyla sabunu deligime yedirmeye başladı. Götdeligim kaşınmaya başladı. Artık parmağı daha kolay giriyordu fakat yanma hissi hala vardı. Elini çekti. Şimdi hissettiğim şey çok sıcaktı. Sikini deliğimin etrafına sürmeye başladı. Durdu. Şimdi tam deliğimin üstünden bastırmaya başladı. Beynimde şimşekler çakıyordu bağıramıyordum çok ama çok acıyordu.
Ağzım açıktı ama sesim çıkmıyordu. Hızla sokup çıkartıyordu. Amımdan hafıfce sidik akmaya başladı bütün sınırlarım uyuştu. Köpek gibi sikiyordu beni. Ve aniden durdu. Götümün içinde çok sıcak bir şey akmaya başladı ağlamaya başladım. Hıçkırıyordum ağlarken.. Halil amca artık böğürüyordu. Başım döndü. Bir erkek beni götümden sikti ve götdeligimin içine boşaldı. Siki içimde yumuşadı ve yavaşça çıktı..
Kapıyı açtı ve tuvaletten çıktı. Bacaklarım titriyordu. Kilodumu çektim. Etegımı düzelttim. Ve oradan hemen çıktım. Adım atacak halim yoktu. Yolda yürürken belli etmemek ıcın kıvranıyordum. Eve gittim. Külotumda küçük bı kan lekesi vardı. İçimdeki meniler deliğimden çıkıp külotumun her yerine bulaşmıştı…. Olanları hiç kimseye anlatmadım. Utandım. Ama şimdi gerçekten çok rahatladım.. Teşekkürler